Bu gün Diyarbakır/Dağkapı'yı etraflı bir şekilde dolaştım

Mehmet Güzeler

Dün, 00:50 ·

Bu gün Diyarbakır/Dağkapı'yı etraflı bir şekilde dolaştım. Hendeklerin kazıldığı çatışmalı ortamda ve hemen sonrasında da Dağkapı'ya hayat veren Gazi ve Melik Ahmet Caddelerini ağlayarak gezmiştim. O dönemde şehir sanki yağmalanmış bir görüntü veriyordu. Bir kaç açık dükkan dışında dükkanların tamamı ya kapalı ya da çatışmalarda zarar görmüş haldeydi. İnsanlar ise aşırı güvenlik tedbiri altında ve çok tedirgin bir halde bu bölgede dolaşabiliyorlardı.

Bu gün bambaşka bir Dağkapı gördüm. Hafta sonu ve havanın sıcak olmasını fırsat bilen binlerce insan Dağkapı'ya akın etmişti. Gazi Caddesi, Melik Ahmet Caddesi baştan sona dükkanları ile beraber yenilenmişti ve dekorasyonu da kültürel yapıya uygun görünüyordu. Ulu Cami, Hasan Paşa ve Sülüklü Han insanlardan geçilmiyordu. Esnafın yüzü gülüyordu. Dört Ayaklı Minare'nin olduğu sokak eski canlılığına kavuşmuş olmasına rağmen bu sokağa girmekte zorlandım. Rahmetli Tahir Elçi'nin anısı ve Mıgırdıç Margosyan'ın kitaplarındaki bu sokak hiç hayalimden çıkmıyor. Osman Baydemir'in çabalarıyla onarılan ve çatışmalarda tahrip olan Surp Gıragos Ermeni Kilisesi kapalı ve onarılmayı bekliyor. Akşama doğru Meryem Ana Süryani Kilisesinden gelen çan sesi beni mutlu etti, en azından bu yapının tahrip olmadığını ve hala Süryani cemaatinin var olduğunu anladım. Çatışmalı dönemin simgesi olan Kurşunlu Camii onarılmış olmasına rağmen hala ibadete ve gezmek için kapalı bir halde.

Melik Ahmet civarında daracık sokaklı onlarca sokak gezdim ve bu sokaklarda metruk halde bulunan ve restore edilip tarihe kazandırılması gereken yüzlerce tarihi yapı olduğunu gördüm. Bence Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin ilk işi kültür bakanlığı, vakıflar ile el ele verip bu yapıları restore edip kültür mirasına kazandırması olmalıdır. Hükümetin de Dağkapı'yı İspanya/Toledo gibi yapacağız sözünün gereğini yapması gerekmektedir.