QELAX

Zuhal YURTLU

Meliha mahallemizin en nadide kadınlarından biriydi. Daha 16'sında sevdiği amca oğluyla nişanlanmış sevgisini sembolize eden desenleri kaneviçelere nakşediyordu. Düğününe kısa bir süre kalmıştı ki nişanlısı düğün alışverişine giderken yolda hız yapan bir aracın altında yaşamını yitirmişti. Haberi alan Meliha 40 gün 40 gece gözyaşlarına boğulmuştu ta ki o haberi alana dek. Ona sormadan kaderi kanevice nakislari gibi örülmüş ve sevdiği adamın kardeşiyle evlendirilme kararı alınmıştı. Bu karar karşısında adeta göz pınarları kurumuş hayata donuk bakar olmuştu. Nasıl olurdu böyle bir şey? Sevdiğinin karısı olarak gideceği eve sevdiğinin kardeşiyle evlendirilip gidecekti. Çaresizdi ve söz hakkı yoktu fikrinin isteğinin bir önemi de yoktu. Alel acele evlendirilmisti. Her şey ona manasız gelmekteydi ama bunu fark eden veya bunu takan kimse yoktu etrafında. İstemediği bir evliliğin içinde bulmuştu kendini bir çocuğu olduğunda artık çocuğu için bazı şeyleri gömecekti. İkinci çocuğuna hamile kaldığında 20 yaşında idi. Daha ikinci çocuğunu doğurmamişken eşinin kara haberini almış onu da kaybetmişti hem de sevdiğini kaybettiği şekilde ve bir trafik kazasında. İkinci çocuğuna hamileydi ve bu defa aglamiyordu. Başına gelebilecek şeylere karşı koyabilmek için güçlü olmalıydı ve öyle de yaptı kendinden 5 yaş küçük kayniyla evlenmesi istendiğinde iki çocuğuna rağmen ayakta durabilecegine inanarak her şeye ve herkese rağmen hayır deyip kabul etmedi bu kez. Ama onu bu evliliğe mecbur bırakmak isteyenler maddi ve manevi olarak destek olmayacaklarını söyleyerek onu ikna etmeye çalıştılar. Meliha bu kez gözünü karartmisti ve ne olursa olsun boyun egmeyecekti. Kolundaki bileziklerini çıkarıp iki inek aldı. İki odalı evin altındaki eyvanı kapatarak aldığı inekleri orada besledi. Her akşam ve sabah ondan süt alan aylikcilari vardı her aylikciya günde yarım kilo süt satardı. Hayvanların diskisini avlunun bir köşesinde biriktirir belli bir miktara geldiğinde o dışkıları toprak dama taşır içine bir miktar saman koyup bir elegin kasnagina döker ve tezek yapardı bunlar bir müddet güneşte bekledikten sonra toplar üst üste qelax yapardı sonbahar geldiğinde dogalgazin olmadığı o dönemlerde tane hesabıyla isteyenlere satardı. (Şimdi her tezek gördüğümde onun o fedakarlığı aklıma gelir.) Mahalle arasında bu işi yapmak yasak olsa da başka geliri olmadığı için kokuya sineklere hickimsenin itirazı olmadı. Meliha hickimseye minnet etmeden süt ve tezek satıp kimseye avuç acmadan çocuklarını yetiştirdi. Hem anne hem baba oldu. Ömrünün büyük bir bölümünü çocuklarının eğitimi için fedakarlık yaparak harcayan Meliha'nın iki çocuğu da okuyup para kazanmaya basladiklarinda sıra onlara gelmişti. Yapmaları gerekeni tıpkı annelerinin yaptığı gibi yaparak annelerini son nefesine dek yalnız bırakmadan emeklerine sadık evlatlar olarak başlarının üstünde taşıdılar.