ZORAKİ BİR GİDİŞ!..

December 7, 2018

 

Zuhal Yurtlu‎ - Her Dem SİVEREK

4 Aralık, 13:54 · 

ZORAKİ BİR GİDİŞ!...
İnsan; hayatından geçen insaları, hele ki kıymet verdiği insanları asla çıkaramıyor. 
"Ahmet abi" asla unutamayacağım,
Ve malesef sadece 20'li yaşlarıyla ölene dek hafızamda kalacak bir insan. Kıymetli bir insan. 7-8 yaşlarında idim. Günde üç kez minimum iki kez fırına giderdim. Ahmet abi fırının tırnakçı ustası idi. Anne ve babası yoktu. Kardeşleriyle birlikte yaşar birlikte hayatı gögüslerlerdi. Çok yumuşak insanın ruhunu sevgiyle okşayan bir sesi ve koşullar ne olursa olsun insana huzur veren insanı masumiyete davet eden tatlı bir tebessümü vardı. Hele bir de 18 yaşlarındaki çevirci ustasi Serdar abi ile birleştiler mi fırından ekmek almam yaklaşık bir saati bulurdu.
Ahmet abi ekmekleri nakış nakış islerdi. Her bir tırnak arasındaki mesafe asla bir diğerinden eksik veya fazla değildi ya o parmaklarıyla çizdiği muhteşem simetrik baklava dilimleri... 
Serdar abinin oluşturup merdane ile açtığı lahmacun ve peynirli pide hamurunun üstüne koyduğu harç miktarı... gelen her harç malzemesine şöyle bir göz ucuyla bakar: "Serdar! Şu sayıda hamur hazırla!" derdi. Birgüne birgün yanildigina asla şahit olmadım. 
Her lahmacunun ve her pidenin üstüne koyacağı harç miktarını avucuna alıp önce tek eliyle yuvarlar ve hamurun üstüne bir örtü gibi nizaminda sererdi. Ne birine fazla ne birine eksik koymazdı. Ona -"Nasıl böyle eşit koyabiliyorsun?" diye çocuk aklıyla sorduğumda yine yüzündeki tebessümü gösterip hafif de kafaya alıp takılmak için: "Benim ellerimde gizli bir terazi var." derdi.
Bazen de hafızamı yoklayabileceği zeka soruları sorardı. Ama bana yaptığı en büyük jesti ise tüm iş bittikten sonra kalan son hamura ismimi yazarak kenarlarına nakış işlediği ekmek jesti olurdu.
Bir gün fırına gittiğimde onu bulamadım. Herkesin yüzünden üzüntü kaygi akmaktaydi. Onu görememek beni çok üzdü. Ahmet abi nerde sorusuna: "Ekmeğini al git." cevabiyla karşılık buldum. Kaygi ve keder gelip içime çöktü o an. Kötü bir şeyler olduğunu veya olacağını hissetmiştim ama bunu kimseye söyleyememistim. Birileri alip götürmüştü kimse itiraz edememisti bu gidişe ve Ahmet abimi bir daha hiç görmedim. Hiçkimse görmedi, göremedi. Oysaki kardeşlerini evlendirdikten sonra evlenecekti, çocukları olacaktı ama o daha gönlünü bile kaptırmadan birine, daha birini sevmeye bile fırsat bulamadan, birden bire kayıplara karışmıştı. Aklimda sadece iki kiz kardersinin onu götürülüşüyle ilgili yaktigi agitlar ve o masum gülümsemeler kaldi. Yıllar sonra öğrendim, son nefesinde bir yudum merhamet suyunu bile içemeden, fıratın azgın ve serin sularıyla istemediği halde tanistirildiğini.

Please reload