KARAKEÇİ AŞİRETİ

Mehmet Güzeler

Kürdler üzerine yapmış olduğu sosyolojik çalışmalarla bilinen Martin Van Bruinessen, Ağa, Şeyh ve Devlet adlı eserinde Aşireti/Kürd aşiretini şöyle tanımlar; gerçek veya gerçek olduğu varsayılan ve ortak bir ataya dayanan akrabalık temelinde örgütlenmiş genellikle toprak bütünlüğü de olan kendine özgü bir iç yapıya sahip sosyo - politik bir birimdir.

Karakeçi aşireti, isminin ortaya çıktığı 17.yy. Da yukarıdaki bu tanımlaya uyarken 19.yy. Dan itibaren bir aşiret olmaktan çıkıp birbirinden farklı aşiretlerden, hatta farklı din ve etnik yapılardan oluşan aşiretlerin siyasi açıdan güçlü bir aşiret etrafında toplandığı konfederal bir aşiret sistemine dönüşmüştür.

Karakeçi aşireti 17. yy. Da Cerabiler’dan oluşmaktaydı; Halep’in Cerablus kazasından bölgeye gelen ve bir Kürd aşireti olan Cerabiler, 4. Murat’ın Bağdat seferi sırasında Cerabiler tarafından ağırlanması, gördüğü ikram karşılığında keçi besleyen Cerabiler’e Zıbıni ve Tılgoran köylerini hediye etmeyi önermesine karşılık Cerabi aşiretinin ileri geleninin keçi beslediklerini ve tarımla uğraşmak istemediklerini söyledikleri ve 4. Murat’ın da keçi ile geçindikleri için bunlara Karakeçi ismini verdiği söylenmektedir.

Indari, Baleki, Rêzi, Şaqüli, Torıni, Bılêceki, Gokçeyi, Haci Xelil ve Sinani gibi ber/kabileler ile bu berlerin onlarca alt berinden oluşan Cerabiler, Karakeçi aşiret konfederasyonunun en geniş aşiretidir.

Aşiretin konfederal bir yapıya bürünmesi 19. yy. Başlarında başlamıştır; Viranşehir’de egemen Mılan/Mılli aşiret konfederasyonunun bölgeyi egemenlik altına almak istemesi üzerine Mılan’a dahil olmak istemeyen bölgedeki aşiretler Mirekler öncülüğünde Karakeçi aşiret konfederasyonu oluşmuştur. Mirekler’in öncülüğünde oluşan ve Karakeçiler’in Cerabiler dışındaki diğer kolunu oluşturan ve Mirekler’in de içerisinde yer aldığı Amıniler, farklı bölgelerden, din ve milletlerden oluşan aşiretlerin birbirlerine güvenmeleri, emin/amın olmaları sonrasında meydana gelmiştir.

Amıniler’i oluşturan Mirekler’in Çabaxçur/Bingöl’den, Muskiler’in Milli aşiretinden, Hebokiler’in Ezidi oldukları ve Şengal dağından, Kurdıkiler’in Arnavut kökenli oldukları, Dodiler’in Serhat bölgesinden, Rutkiler’in Efrin’in kuzeyindeki Çiyayê Kurmênc/Kürd Dağı’ndan, Neboyiler’in Mardin’deki Metinan aşiretinden oldukları ve oradan geldikleri, Huskiler’in Mırdesi aşiretinden oldukları, Evcoyiler’in Elmaki oldukları, Meloyiler’in ileri gelenlerinin Mele oldukları ve ondan geldikleri, Elkokiler’in Upka aşiretinden koptukları, Bılisokiler’in Berfıki oldukları, Emereliyalar’ın öncülerinin Emer ve Eli olduğu söylenmektedir.

19. yy. Ortalarından itibaren İbrahim Paşa’nın liderliğindeki Mılli aşiret konfederasyonu ile egemenlik mücadelesine giren Karakeçi aşireti, Amıniler’in beyleri olarak görülen Mirekler öncülüğünde bu mücadeleyi yürütmüşlerdir. Bu dönemde aşiretin ileri geleni Eyüp Bey’dir Eyüp Bey’in oğlu Dırêhê 2. Abdulhamit döneminde paşalık ünvanını alarak aşiretinden hamidiye alayı teşkil etmiştir. 1877 -1878 Osmanlı Rus savaşında Mılli aşiretinin oluşturduğu aşiret alayları ile birlikte oluşturdukları bir alay ile Ruslara karşı savaşmışlardır. Bölgedeki Mılli ve Karakeçi egemenlik mücadelesinde Bucak aşiretinin bağımsız kaldığı, Şêxiler'in ise Karakeçi konfederasyonuna dahil olmamasına rağmen Mılliler'e karşı Karakeçililerle birlikte hareket ettiği bilinmektedir.

Bu gün itibariyle Mızar merkezli tamamı Siverek ilçesine bağlı olarak yaklaşık altmış köyde yaşayan Karakeçi aşiretinin aynı atadan gelenlerin oluşturduğu tipik bir aşiret olmadığı, farklı bölgelerden gelen aşiretlerin siyasi nedenlerle bir araya gelmesiyle oluşmuş bir aşiretler topluluğu olduğu anlaşılmaktadır.

Karakeçi aşiretinin Oğuzlar’ın Kayı boyundan oldukları, Eskişehir ve Bilecik’te bulunan Karakeçiler ile aynı soydan geldikleri ve bu bölgede kalarak Kürd’leştikleri yolundaki tezler resmi tezler olup bu tür tezler hemen hemen bütün Kürd aşiretleri hakkında söylenmektedir. Kürdler Yavuz Sultan Selim döneminden itibaren Türkler’in egemenliğine geçmişlerdir. İslam dinini benimsedikleri için Arap kültürü etkisine girmişlerdir. Bundan dolayı bazı aşiret isimlerinin veya yerleşim yerlerinin isimlerinin Türkçe veya Arapça olması onları Türkleştirmez veya Araplaştırmaz.

Kaynak: - Ali Güzel ( Eliyê Helê) Meloyi - Eyyüp Acar (Eyubê Sinê Emê) Muski - İbrahim Çeçan (Beroyê Talo) Neboyi