Minbic'de bekleyiş /Kobani’de risk /Afrin’de tehlike…

M.Ali Erdoğan

ABD ve Rusya ile varılan uzlaşı sonucu Türkiye’nin 20 Ocak’ta başlattığı Afrin operasyonunun ardından Ankara-Washington hattında Minbic üzerinden varılan anlaşmayla yeni bir döneme adım atıldı.

ABD’nin Minbic’den Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) çekilmesini kabul etmesine karşılık Türkiye’de “terör ve casusluk”la bağlantılı suçlamalarla 35 yıl hapsi istenen Amerikalı rahip Andrew Brunson’ın serbest kalabileceği iddia ediliyor.

Afrin operasyonunun ardından Rusya ile ilişkilerinde gerileme yaşanan Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD), Ankara-Washington hattında varılan Minbic uzlaşısının ardından ABD’yle ilişkilerinin ne yönde seyredeceği tartışılıyor.

ABD Başkanı Trump’ın dışişleri bakanı ve ulusal güvenlik danışmanını değiştirmesiyle birlikte ABD’nin DAİŞ’le mücadele konseptinin değiştiği, Suriye’de önceliğinin İran’ın nüfuzunun azaltılması olduğu analizleri yapılıyor.

ABD’nin yeni konseptinde Ortadoğu’da Ankara ile daha fazla işbirliğine yakın olacağı ve yönünü Moskova’ya dönen Ankara’yı daha da kaybetmemek için ikili ilişkileri rayına koyacağı belirtiliyor.

Tüm bu senaryolar konuşulurken geçtiğimiz günlerde Şam’dan, Rojava’nınKamışlo kentine giden “rejim tarafından kabul gören” iç muhalefet heyeti Suriye krizinin çözümüne dair Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) dışındaki partilerle görüşmelerde bulundu.

Ayrıca son günlerde PYD’den de Şam’la müzakerelere hazır olduklarına dair mesajlar geliyor.

ALİKO: AFRİN’DE DURUM ÇOK KÖTÜ

Türkiye’nin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile gerçekleştirdiği operasyonun tamamlanmasının ardından silahlı muhalif gruplardan bazılarının yağma eylemleriyle gündeme gelen Afrin’de benzer sorunlar devam ediyor.

K24’e konuşan ve Afrin’de durumun “çok kötü” olduğunu söyleyen Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) üyesi ve aynı zamanda ENKS yöneticisi FuadAliko, şöyle dedi:

“Oraya giren ÖSO adı altındaki bazı güçler çok kötü işler yapıyorlar. Hırsızlık, insanları tutuklama, evlerine el koyma gibi şeyler yapıyorlar. İnsanların parasını alıyorlar. Afrin halkına çok büyük zulüm yaptı bu gruplardan bazıları. İyilik yapmak için, milleti korumak için oraya girmemişler ki, kötülük yapmak için girmişler.”

Türkiye’nin ÖSO adı altında hırsızlık yapan ve Kürt nüfusu evlerinden eden grupları kentten çıkarması gerektiğini belirten Aliko, “Kürtler, Araplar ve Türkmenler’le güvenliği olan bir idare kurulmalı. Bunu Afrin halkı oluşturmalı” dedi.

FuadAliko, sözlerini şöyle sürdürdü:

“200 bine yakın Afrinli Kürt uzun bir süredir Türkiye’de. Bunlar daha önce PYD’den dolayı evlerini terk etmişlerdi. Bunlar için de yol açılmalı ve isteyenler evlerine dönmeli.

Diğer bir husus da yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli şeylerin temin edilmesi lazım. Türkiye insani yardım kuruluşlarının Afrin’e gidip insanlara yardım sunmaları için yol açmalı yardımcı olmalı.”

MİNBİC UZLAŞISININ ETKİSİ

ABD ile Türkiye arasında varılan Minbic anlaşmasının yürürlüğe konması durumunda bunun Rojava’nın diğer bölgelerini de etkileyeceğini vurgulayan ENKS yöneticisi FuadAliko, “Amerika ile Türkiye, PYD’ninMinbic’den çıkması için anlaştı. Şuan ki mesele bu anlaşma uygulanacak mı, uygulanmayacak mı? Eğer uygulanırsa bu Minbic ile sınırlı kalmaz. Rakka’ya, Kobani’ye kadar etkisini gösterir” dedi.

AFRİN 3 AY SAVAŞ YAŞADI

K24’e konuşan Bağımsız Suriye Kürtleri Derneği Başkanı Abdülaziz Temo da Afrin’in kendine gelmesinin zaman alacağını söyledi.

Temo, “ÖSO içerisinde kirli gruplar var. Bunlar çete gibi hareket edip, yağmalama yapıyor. Afrin 3 ay savaş yaşadı. Kendine gelmesi için zamana ihtiyaç var” dedi.

Afrin halkının evlerine dönmeye başladığını ifade eden Temo, “700 kişilik polis gücü oluşturuldu. 5 bin kişilik ekip de kuruluyor. Her ay 500 kadar polis eğitilip kente gönderiliyor” dedi ve ekledi:

“Bağımsız Suriye Kürtleri olarak Afrin halkının kendi kentini yönetmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Afrinliler içerisinde akademisyen ve avukatından tutun her mesleğe varıncaya kadar yetişmiş insanlar var. Biz Afrin operasyonu bittikten sonra kurulan mecliste Kürtlerin büyük çoğunluk olmasını sağladık. 115 kişilik Afrin kent meclisinin 96’sı Kürt.”

PYD’ye dair ciddi eleştirilerde bulunan Temo, “PYD’ninKürtler’in geleceğine dair bir dosyası olduğunu düşünmüyorum. Halkımızın göçmen durumuna düşmesinde onların da payı var. Kendilerinden olmayan siyasileri kaçırıp tutukladılar. Suriye krizi başladığında da rejimle anlaşarak kontrolleri altındaki bölgeleri teslim aldılar” dedi.

Temo, “PYD, Rojava’dahakimiyet sağlamadan önce Kürtlerin yüzde 80’i Barzani taraftarıydı. Ama bugün ENKS çatısı altındaki partiler adım atmayınca bu durum değişti” ifadelerini kullandı.

KARAMSAR FİKİRLER

Rojava’nın geleceğini iyi görmediğini kaydeden Temo, “Suriye Kürtleri’nin geleceği iyi değil. Çünkü Kürtlerarasında düşmanlık oluştu. Kürtler ile Araplar arasında düşmanlık oluştu. Oluşan düşmanlık belki Onlarca yıl etkisini sürdürecek. ENKS de bu kriz ortamında pasif kaldı ve potansiyelini kullanmayıp, kaybetti” değerlendirmesinde bulundu.

SALİH MÜSLİM: BÜYÜK ZULÜM

PYD eski Eşbaşkanı Salih Müslim, ABD’nin Minbic’i Türkiye’ye teslim etmesinin büyük bir zulüm olarak nitelendirmişti.

Müslim, “Amerika’nın kendi çıkarları için bizim savaşçılarımızın kanlarıyla özgürleştirdiği bölgeleri Türkiye’ye teslim etmesi büyük bir zulümdür. ABD ile ilişkilerimiz sonsuz değil, bu ilişkinin her an değişebilir.Herkesin kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. Biz de ABD, Rusya veya Suriye rejimiyle olan ilişkilerimizde kendi çıkarlarımıza göre hareket ediyoruz” demişti.

REJİM İLE MÜZAKERE

PYD ile Suriye rejimi arasında müzakerelerin başlaması ihtimalini de değerlendiren Müslim, “Suriye rejimi ile şartsız müzakerelere hazırız. Bizim için isim önemli değil, önemli olan Suriye’deki tüm oluşumların haklarının tanınmasıdır. Bunun için çalışacağız” diye konuşmuştu.

Öte yandan, DSM Eşbaşkanı İlham Ehmed, rejimle görüşmelerde bulunmak için Şam’a gitmeye hazır olduklarını bildirmiş, DSM Üyesi FerhadTelo ise rejimle görüş ayrılıkları olmasına rağmen, Suriye’de Kürt sorununun rejimle görüşülerek çözülebileceğini söylemişti.

Telo, “Gidecek olan heyet zaten Özerk Yönetim ve Kürt ulusal haklarına bağlıdır. Kendi topraklarına yaşayan kadim bir halk olarak bu hususlar üzerinde görüşmeler yapacaktır. Kürt sorununu Suriye’nin demokratikleşme sorununa indirgeyen iç muhalefet gibi değil” demişti.

Bazı siyasi gözlemciler ise Kürtler’in Şam’a birlik halinde heyet göndermezse, bir sonuç elde edemeyeceği görüşünde. Ayrıca görüşmelerin, rejimin Kürt bölgelerine dönüşü üzerine olacağı ifade ediliyor.

K24