DUVARLAR

Nadir YEKTAŞ / Barış, özgürlük, demokrasi kavramlarının işlerlik kazanamadığı devletlerde, sınırlara örülen duvarlar devlet veya devletleri koruyabilir mi ?...

Dünyada o kadar çok duvar örüldü ki, o duvarlar tarihin karanlıklarında kaldı. Yine o duvarlar cinayetlerin, katliamların, savaşların, entrikaların sembolü. Dünya halklarının demokrasiye geçiş süreçlerinin simgesi oldu.

Yakın tarihte yaşadığımız BERLİN DUVARININ yıkılışından bu yana 28 yıl geçti.Soğuk Savaş döneminin utanç duvarı, Almanya’yı, Berlin’i ve aileleri ikiye böldü, özgürlükleri yok etti.Duvarın ayakta kalan kısımları, geçmişten ders çıkartmak ve geleceği aydınlatmak için önemli bir görev üstleniyor.Berlin Duvarı'nın 28 yıllık acılarla dolu hikâyesi

2. Dünya Savaşını kaybeden Almanya başkent Berlin'den ikiye bölündü…Bir yanda Amerika, Fransa, İngiltere yani batılı güçler, diğer yanda ise Sovyetler…Batılı güçler Sovyetlere karşı Almanya’yı tekrar inşaya girişip, karşı karakol kurdu. Sovyetler ise kendi politikası doğrultusunda Almanya Demokratik Cumhuriyeti'ni oluşturdu.Ekonomisi sosyalizme dayanan, siyasi yönetimi otoriter olan Doğu Almanya’dan Batı’ya kaçışlar başlamıştı. Kaçışların temel sebebi batıdaki ekonomik rahatlık, tutukluluk duygusundan kurtulmak ve duvarın diğer tarafındaki akrabalara kavuşmaktı. Bir çok filme konu olan bu dramatik ve tehlikeli kaçışların hikâyesi bugün birçok müzede anlatılıyor…

O müzelerden biri "Berlin Duvar müzesi"…Müze doğu-batı Berlin arasındaki geçiş noktalarının belki de en çok bilineni Checkpoint Charlie’de, yani Çarli kontrol noktasında bulunuyor. 1962'de kurulan müzede Berlin duvarına ilişkin birçok orijinal nesne ve insanların duvarı aşmak için neler yaptıkları belgeleniyor. Kimi gizli bölmeler yerleştirilen arabalarla, kimi de tüneller kazılarak kaçtı...Özgürlük için sıcak hava balonu, hatta el yapımı motorlu uçurtmalarla kaçanlar bile oldu. Konser için doğuya giriş izni alan müzik gruplarının hoparlörlerinin içine saklanıp Batı'ya geçmeyi başaranlar da. Doğudaki sıkı kontrole rağmen yaklaşık 5 bin kişi Batı Berlin’e kaçmayı başardı.

Kimileri ise kaçış yolunda can verdi. Berlin duvarını aşmak isterken ölenlerin sayısının 250 civarında olduğu tahmin ediliyor. Bunların pek çoğunun kaçış sırasında kötü koşullardan hayatını kaybettiği ya da Doğu Alman askerlerince öldürüldüğü düşünülüyor.

Ardından da 9 Kasım 1989’da duvarın yıkım kararı açıklandı. Neredeyse 1 saat içinde, her iki taraftan gelen yüz binlerce Alman, duvarın iki tarafında birikmeye başladı ve iki Almanya’nın birleşmesini kutladı.

Resmi olarak 13 Haziran 1990’da yıkımına başlandı.Berlin’de şehrin bölünmüşlüğü sadece müzelerde değil, duvarın geçtiği hat boyunca da canlı tutulmaya çalışılıyor.

Sadece turistler değil, Berlin duvarının canlı tanıkları da sık sık duvarın geçtiği bölgeleri ziyaret ediyor. İcat edilen iki sistemli dünyanın ‘UTANÇ DUVARI’ . Soğuk savaşın simgesi. İki kutuplu dünya felaketinin güçler dengesinin koruyamadığı, tankların, füzelerin, teknolojinin ürettiği hava savunma sistemleri, yani savaş sanayiinin en gelişkin araçlarıyla donanımlı iki sistemli dünya bloklarının yarattıkları ‘Utanç Duvarını’ koruyamadılar.

Dünya halklarının Barış, Özgürlük, Demo0krasi talepleri, yılların acı birikimleriyle, bir gecede, ‘BERLİN DUVARI’ Dünyanın ‘UTANÇ DUVARI’ yıkıldı.

Yeni Dünya düzeni için yeni bir sayfa açıldı. 3. Dünya savaşından ortak akılla barış içinde geçiş süreci başlatıldı. Sürecin dünyada ki algısı, savaşsız barışı gündeme almak, barışla birlikte özgürlükleri demokrasinin temel kurallarına uyarlamak oldu. Bu süreçte, statükoyu korumak isteyen devlet veya devletler, dünya halklarının taleplerini dikkate almayarak savaşı tercih ettiler. Tercihleriyle de yetinmeyerek statükolarını korumak için tarihe kör ve şaşı bakarak yeni utanç duvarları örme ve militarist yapılanma ve silahlanmayı seçerek, Barış- Özgürlük- Demokrasiyi imha edeceklerine inanarak, Yeni dünya düzeni önünde engel olabilecekleri yanılgısıyla tarihin çöplüğüne gidecekler

Duvarlar engelliyemez