Tehditler karşısında Kürt siyasi iradesi ve halk nelere dikkat etmelidir

Kürdistan Bağımsızlık Referandumu sonrası bölge ülkeleri, batılı güçlerden cesaret alarak Kürdistan'a karşı yaptırımlar uygulamaya başladı. Bunlara cesaret veren; ABD ve Avrupa ülkelerinin "referanduma karşı" açıklamaları oldu. Bu girişimlere karşın, Kürdistan yönetimi, siyasi partiler ve halk bilinçli hareket etmek zorundadır.

KÜRT SİYASİ İRADESİ NE YAPMALI?

Kürdistan siyasi yönetimi bilmelidir ki bu dönemde sürdürülen, İstinzaf Savaşları'dır. Yani Yıpratma Savaşı. Bu askeri terim için Kürtçede "Cenga Daçoran" denir. Bu savaşın özelliği; hiç bir taraf ilerlemez. Herkes kendi yerinde, kalır ancak karşı ülke yavaş yavaş eritilir. Böylece para kalmıyor, imkanlar tükeniyor, erzak gıda hiç kalmıyor. Çaresiz kalıp teslim oluyorsun. Buna Yıpratma Savaşı denir. www.zer.news Bu süreç siyasi olarak çok tehlikelidir. Seni yıpratmasına izin vermemelisin, imkanlarını tüketmelerine, maddi ve manevi olarak çaresiz bırakılmana izin vermemelisin. Kürt siyasi iradesi olarak bunu düşünmelidir.

KÜRT HALKI NE YAPMALI?

Halk olarak da ne yapabiliriz? Erbil kentinin tarihini Kürdistan için örnek olarak ele alalım. 1258 yılında Moğollar Bağdat'ı aldıktan sonra Erbil kalesini kuşattığında halkın nasıl işbirliği içinde direndiğini hatırlayalım. Suyun olmadığı kalede nasıl da tünellerle başka yerlere ulaşıp su getirdiler... Halkımız da 800 yıl önceki tarihi düşünmeli ve örnek almalıdır. Büyüklerimiz "Sala Giranî" derler (Ağır/Pahalı Sene). Bu 1917'dir. O dönem öyle bir kıtlık vardı ki, insan insanın etini yiyiyordu. www.zer.news Bu zor sıkıntılı dönemleri aşmış, yıkılmamış bu halk dayanışma ve bilinç ile ayakta durabilir. 1930'u yıllarda "Giraniya Biçûk" var (Küçük ağır/pahalı sene). Bu halk yine o dönem ayakta kalabildi. Şimdi bizim yaşadığımız 1991 yılı var. Ulusal ve uluslarası abluka vardı. 1991'de doğan çocuklara bunu anlatmamız lazım. Hiç bir imkan, hiç bir iş, hiç bir kapı, bu şehirde tek bir fırın yoktu. Ekmek bulmakta bile zorlanıyorduk. Seminerler de yapamıyorduk, televizyonlarda konuşamıyorduk. Ama şimdi dünya çapında dostlarımız var, artık sadece dağlar değildir dostlarımız. Diğer halkımız var. Şimdi bütün dünya bizi görüyor, sorunlarımızın farkında. Yani "Seni aç bırakacağım, perişan edeceğim" diyen karşıtların tehditleri karşısında geri adım atabileceğimiz bir dönemde değiliz. Şu an askeri olarak olmasa da siyasi olarak savaş halindeyiz. Siyasi savaşta sessiz kalmak olmaz. Tam da sivil toplum kuruluşlarının rol oynayacağı noktadayız.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ HAREKETE GEÇMELİ

Siyasi yönetim her lafı edemez, her şeyi diyemez. Bütün ülkelerde bu böyledir. Burada sivil toplum örgütleri devreye girmelidir. Her gün eylem içinde olmalıdırlar. Bir gün ablukaya karşı, diğer gün havaalanlarının kapatılmasına karşı, öbür gün çevre ülkelerden bir sorumlunun açıklamasına cevap olunmalı. Hiç bir ülke sivil toplum kuruluşlarına hesap soramaz çünkü hükümet organı değiller. Onun için özgürdür, istediğimiz şeyleri de söyleyebilirler.

KISSASA KISSAS

Önemli bir nokta da şu; madem bağımsızlık için bir referandum yaptık, o zaman hiç olmasa ilan etmeden önce bir devlet edasına bürünmemiz lazım. Diyelim ki bir ülke senin ofisini kapattı, sen de kendi ülkende onun ofisini kapat. Yani kısasa kısas yapılmalıdır. Daha da önemlisi Kürtler yabancı ülkelerin siyasi partilerinin, yazar ve programcılarının, şahsiyetlerinin açıklamalarını kaydetmelidir. www.zer.news Örneğin Bağdat'taki bir siyasetçi Kürtlere küfrediyor, hakaret ediyor, "kafir diyor", "İsrail diyor." sonra çocuğunu Kürdistan Bölgesin'deki okula gönderiyor. Şimdi kalkıp vur kır demiyorum ama o dedikleri kaydedilmelidir. Kürdistan Bölgesi'ne işi düştüğünde bu kayıtlar önüne konulmalıdır. Kürtlerin bir özelliği var; kendisine her türlü hakareti edenleri "he he!" deyip geçiyor, çabuk unutuyorlar. Bu olmamalı. Bütün kötü karşıt açıklamalar kaydedilmelidir. Başımıza gelen bir olayı örneklendirmek istiyorum. O zaman Kürdistan'da Havaalanı yoktu; Benim kardeşim 1992 yılında komşu bir ülkedeki havaalanı üzerinden sefere çıkacakı. Orada gözaltına aldılar ve dediler ki "Sen falan tarihte, falan radyoda devletimize karşı şu kötü konuşmayı yaptın." İşte Kürdistan'da böyle kaydetmelidir. Böylece bazıları ileri gitmeye cüret edemez." (Abdulrahman Sadık)

ZERnews