ŞARK İSTİKLAL MAHKEMESİ DOKTOR FUADIN İDAMI

Kerem SERHATLI / Doktor Fuad’ın idamdan önce söylediği SON SÖZÜ:" ‘Vatanım Kürdistan için yiğitçe Kurban olmayı daima düşünürdüm. Şüphesiz ki asılmakta olduğumuz bu toprağa bir gün bağımsızlık bayrağı dikilecektir’", “İdam kararı infaz edilmeden Savcı Sürreya cezayı hafifletmek için iadeyi muhakeme talebinde bulunarak Doktor Fuad’ın Türk olduğunu bu sebeple cezasını hafifletmesini istiyor. Ancak yiğit adam, hayır ben Türk değilim Babam çermikli Kürd Zazalardan annem ise Diyarbakırlıdır diyerek kimliğinin canından daha kıymetli olduğunu bütün dünyaya gösterir. İdam Kararı 16 Nisan 1925’te verilyor ve 17 Nisan 1925’te infaz ediliyor ..

16 Nisan 1925’te verilen idam kararıyla bir gün sonra 17 Nisan’da asılarak idam edilen Doktor Fuad ile ilgili Şark İstiklal Mahkemesinin ilk idam kararıdır.

DOSYA NO: l

İLAM NO: 2/l

REİS:MAZHARMÜFİD

AZA : ALİ SAİB

AZA : AVNİ

Müstakil bir Kürdistan teşkili maksadıyla hiyanet-i vataniyede bulunduğu iddiasıyla maznumunaleyh(zanlı) olan Diyarbekirde mütevellid(dünyaya gelen) ve mukim 37 yaşında Müstakil tabib Fuad efendi bin Hacı İbrahim hakkında, icra kılınan muhakeme neticesinde: Maznunaleyh (zanlı) Doktor Fuad efendinin Müstakil bir Kürdistan teşkilini kendisine Gaye-i hayat ve meşğele-i siyaset ittihaz eden ve bu sebeple memleket dahilinde Türk camia-i siyasiyyasini ve Türk hükümetine karşı müsallah bir kiyam ve isyan vücuda getirmek için sarf-ı mesai edenler meyanında bulunduğu ve bu meyanda Kürt hadise-i isyanesini tertip, teşvik ve teshil eylediği kendisinin evvel ve ahir sebk eden ikrar ve itirafat-ı müevvelesi ve suret-i ifadatı ve amil-i iftirakcuyaneyi mutazamın hat-ı destiyle(elyazısı) muharrer Mektubun elde eilmesi ve zabıt varakaları ve evrak-ı tahkikiye müedası ve şahitlerin elelderecat ve maalkasem(yeminli şahidlerin beyanları) vuku bulan ihbar ve şahadatı ve maznumunaleyhin bu kabil efal ve harekatla meluf olduğunun(dolu)evrak-ı dava müfadı ile ikrarından münfehim (anlaşılan) gibi yekdigerini (birbirini) müeyyyed (teyid)delail (deliler) ve emaret-ı kanuniye ile mertebe-i sübuta vasıl ve ol suretle kanat-ı vicdaniye hasıl olduğundan maznumunaleyh(zanlı) Fuad efendi’nin ol vech ile (o suretle) ber vech-i meşruh (belirtilği üzere) hiyanet-i vataniye fiilinin mürtekibi (yapımcısı) olmak üzere mücrimiyetine (suçluluğuna) vicahen ve mütefikkan (oybirliği)ile karar verildi.

Mabad-ı cıhet-i cezaiyesi (cezası) hakkında dahi müzakere-i keyfiyet olundukta: mürim-i merkum(adı geçen suçlu) Doktor Fuad efendi bin Hacı ibrahim'in hareket-i vakıası Kanunu cezanın 45 nci maddesi delaletiyle Kanunu mezkurun l.nci babının l.nci faslına müzeyyel(fıkra) madde-i kanuniyyeye tevafu etmekle Madde-i mezkure hükmüne tevfikan İDAMINA Kezalik vicahen ve mütefikan(oybirliği ile) karar verildi. 16 nisan 1341 -16 Nisan 1925.

AZA AZA REİS

MAZHARMÜFİD ALİ SAİB AVNİ.

Daha önce asker kaçakları için kurulan istiklal mahkemeleri 1925 Şeyh Said harekâtından sonra tam yargısız infaz mahkemeleri oldu. Türkiye’de birkaç yerde kurulan bu hukuk dışı mahkemelerin kararı hukuki değil tamamen Jön Türklerin ve Kemalistlerin görev aldıkları hukukçu olmayan çoğu Asker olan cellâtlardan müteşekkildi. Örneğin Diyarbakır’da kurulan Şark istiklal mahkemesinde, yalnız Savcı Sürreya hukukçu idi. Hukuka değil Kemalistlerin emir ve direktifleri doğrultusunda mütalaa verirdi, ikinci garabeti ise Diyarbakır mahkemesinin verdiği karar kesindi itirazı kabil değildi ama diğer istiklal mahkemelerinin kararları Meclisin onayına bağlıydı. Kanun önünde Kürtler ile Türkler eşit değildi şimdiki gibi. İlk karar Doktor Fuad hakkında verilen ve bir gün sonra infaz edilen idam kararıdır

Dr. Fuad hiç taviz vermeden açıkça ve erkekçe savunma değil iddiasını mahkemede dile getiren yiğit Çermikli bir Kürd Zaza idi. 1912’de İstanbul’da kurulan Kürt talebe cemiyeti (Hevî’nin üyesi ve 1921 Erzurum’da Kurulan Azadi Cemiyetnin Diyarbakır temsilcisiydi. 21 Şubat 1921’de Dr. Fuad bir yakınına yazdığı mektup da ele geçmiş ve suç delili sayılmıştı. Mektub aynen şöyle: "Mahalli haberler aylardan beri ciddiyetle faaliyete geçen Bağdat ve Musul’daki Kürt İstiklal komitesinin Emir ve işaretiyle Hınıslı Şeyh Said efendi ayaklanarak Hanı ve Liceye kadar geldi. Şimdi Diyarbakır’ın sekiz dukuz saat kuzeyinde savaş oluyor. Allah encamı hayir etsin. Halep’teki Kürt Cemiyeti de aynı amaçla sınırda Kürtleri ayaklandırmak üzeredir. Muş ve çevresi aşiretlerin eline geçti. Sonuç olarak şimdiye kadar amaçlanan Kürdistan Fikri, Hükümeti ciddi düşündürmeye başlamıştır. Bakalım ne olacak? Bendeniz gördüğüm ve geçirdiğim derbeder günlerden sonra bekleme dönemi yaşıyorum". İdam kararı infaz edilmeden Savcı Sürreya cezayı hafifletmek için iadeyi muhakeme talebinde bulunarak Doktor Fuad’ın Türk olduğunu bu sebeple cezasını hafifletmesini istiyor. Ancak yiğit adam, hayır ben Türk değilim Babam çermikli Kürd Zazalardan annem ise Diyarbakırlıdır diyerek kimliğinin canından daha kıymetli olduğunu bütün dünyaya gösterir. İdam Kararı 16 Nisan 1925’te veriliyor ve 17 Nisan 1925 de infaz ediliyor. Dr. Fuad’ın son sözü şöyledir: "Vatanım Kürdistan için yiğitçe Kurban olmayı daima düşünürdüm. Şüphesiz ki asılmakta olduğumuz bu toprağa bir gün bağımsızlık bayrağı dikilecektir."

"Doktor Fuad kimdir? Diyarbakır ili çermik ilçesi Hacı Abdulkadir sülalesinden Hacı İbrahimin oğludur. Dr. ailesi soyadı kanunu çıktıktan sonra Erkmen soyadı almıştır ve eski Danıştay Daire Başkanı ve eski senatör Kamuran Erkmenoğlu da Fuadın yeğenidir.