Asian Times: Kürdistan, Irak'tan ayrıldıktan sonra Orta Doğu'da bir başarı örneği olacak, iş

KRDnews / Asian Times gazetesinde, dün, jeo-politika uzmanı Manish Rai imzalı bir yazıda Kürdistan'ın Irak'tan ayrılması halinde 56 yıl önce 'Eylül Devrimi" başlamış olan sürecin de başarıyla sonuna gelineceğini söyledi. Rai, güvenlik, ekonomi ve siyasi birlik açısından değerlendirdiği bağımsız bir Kürdistan'ın ayakta kalabilecek durumda olduğunu ve bu başarısıyla, Orta Doğu'da demokrasi açısından önemli bir kazanım olacağını vurguluyor.

Manish Rai'nin, İngilizcesinin, aralarında Güney Kürdistanlı siyasetçiler de olmak üzere sosyal medya paylaşımlarında büyük ilgi gören yazının çevirisi şöyle:

"Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığını oylamak üzere bir referandum yapma kararı aldı. Böylece 56 yıl önce Abdulkerim Kasım’ın liderliğindeki Irak yönetimine karşı başlatılmış “Eylül Devrimi” ile başlamış olan sürecin sonuna gelinecek.

Irak’ın Kürt bölgelerinde güç geçtikçe bağımsızlık duygusu daha da güç kazanıyor. Pek çok kentte Kürt bayrağı dalgalanıyor ve yol işaretleri, caddeler, mağaza isimleri ve medya Kürtçe. Kürt bölgesinin başkenti Erbil’i ziyarete gelenlerin Irak olduklarına inanmaları günlerini alabilir.

KBY, referandum yöntemini uygulayarak, bu süreci işleten diğer pek çok devlet ve politik birimin arasına katılmış olacak. Genellikle, bağımsızlık ilanından önce bir referandum sürecinin yaşanması gerekiyor. Bu konuda Kürdistan halkının iradesine dayanmadan, KBY liderlerinin bu tür hareketin yaygın selahiyetini üstlenmeleri zor olabilir. Güney Sudan gibi son zamanlarda bağımsızlık ilan edenler öncelikle referandum yaptılar.

Ancak pek çok Iraklı siyasetçi ve gruplar bu referadumun anayasaya aykırı olduğunu iddia ediyorlar. Yugoslavya’daki deneyimin de gösterdiği gibi, etnik ya da dinsel çatlaklar derinleştiğinde, en iyi çözüm ayrılmak olabilir. Ve bir Kürt devleti bu anlamda gerçek bir başarı şansına sahip.

Bağımsız bir Kürdistan doğal zenginlik kaynaklarını istikrarlı ve pragmatik bir yönetim geleneğiyle birleştirebilir ve sürdürülebilir bir demokrasi oluşturabilirler. Bu, Orta Doğu’da yüzü batıya dönük liberal güçler için bir kazanım olabilir.

Bağımsız Kürdistan’ı bölgede bir başarı hikayesi haline getirecek olan etkenlere bakalım.

Güçlü güvenlik aygıtı. Peşmerge, Kürdistan’ı koruyabilecek çok etkili ve iyi eğitimli bir askeri güç. IŞİD, 2014 yılında Irak ordusu çok az bir direniş sergiledikten sonra ortadan kaybolmasının ardından, sözde İslam Devleti’nin ilerleyişini durduran, hatta geri çekilmesini sağlayan peşmerge oldu. Peşmerge, Saddam Hüseyin’in Cumhuriyet Muhafızları denilen çok güçlü seçkin askeri kuvvetleri gibi güçlü karşıtlarına karşı on yıllarca savaşma deneyimine sahip.

Canlı ekonomi. Kürdistan bölgesi şu an günlük 600,000 varil petrol ihraç ediyor. Gelecekte, var olan ve şimdilik askıda olan büyük çokuluslu petrol şirketleriyle olan anlaşmalarla bu miktar günde bir milyona çıkacak. Orta Doğu uzmanı Zach D. Huff’ın yakın zamanda Forbes dergisinde yazdığına göre, KBY’nin bütçe açığı 2013’teki 4 milyar dolardan 2013 yılında 63 milyon dolara düşerek yüzde 99 küçüldü. Tarımı geliştirmenin yanında (Kürdistan gıda üretimi açısından neredeyse kendine yeterli b,r ülke) imalat ve özel sektöre yönelik teşviklere bakınca bölgenin geleceği pek çok devletinkinden daha iyi görünüyor.

Siyasi partilerin bağımsızlık konusunda birliği. Bölgenin önde gelen partileri KDP, YKN ve Goran Hareketi Kürdistan’ın bağımsızlığını destekliyorlar. Goran ve İslami Komel Partisi referandumu destekliyorlar ancak zamanlama ve yöntemi konusunda çekinceleri var.

Bağdat’ın zayıflığı: Bağdat’taki Irak hükümeti Kürtleri durduramayacaktır çünkü bunun için gerekli askeri kuvetten yoksun. Irak ordusunun, geniş ölçekli çöller, yaygın yolsuzluk ve düşük moral gibi derin yapısal sorunları var. Bağdat, Kürtlere karşı askeri bir seferberlik başlatacak güce sahip değil ve dış askeri müdahele şansı düşük bir ihtimal çünkü Suriye zayıf ve İran ile Türkiye de ayrıca diğer cephelerle meşguller. Geçmişte Kürtler Orta Doğu’da istikrarsızlaştırıcı bir unsur olarak görülüyordu ancak şimdi dünya bölgeyi istikrara kavuşmasında ve radikal İslamcilarla mücadelede önemli bir katkıları olduğunun farkında vardı. Kürtler, kendi seküler ve daha ilerici toplumlarını geliştirmek ve komşularıyka daha iyi ilişkiler kurmak için bağımsızlık arayışına girmeyi hak ediyorlar.

Kürtlerin yaşadıkları ülkelerde maruz kaldıkları muameleye bakınca, kendi kendilerini yönetmeyi arzulamalarını ve bunun için mücadele etmelerini görmek şaşırtıcı değil. Bu nedenle, uluslararası camianın, Kürtleri yönetmek isteyenlerin tarafını tutmak yerine, Kürtlerin bu arzusunu yerine getirmek ve istikrarlı, demokratik kurumlarını inşa etmelerine yardım etmelerinin tam zamanıdır.

Batı, Kürtlerden başlayarak, haklarından mahrum edilmiş ve baskı altındaki halkların özgürlük, demokrasi ve muktedir bir yönetime sahip olma arzularına saygı göstermeli. Osmanlı topraklarını ulus-devletlere bölen Britanya ile Frannsa arasındaki 1916 Sykes-Picot anlaşmasından bu yana var olan Orta Doğu’nu haritasını yeniden çizmenin zamanı geldi. Ancak, Kürdistan’ın Irak’tan nasıl ayrılacağını görmek gerek. Bir seferde bağımsızlık mı ilan edecek yoksa dostane bir ayrılık için bunu Bağdat’taki merkezi hükümetle müzakeler aracılığıyla mı yapacak?

Ayrılmanın müzakereler yoluyla gerçekleşmesi her iki tarafın da çıkarına olacaktır. Bu senaryoda, her iki tarafa da faydalı olacak ortak savunma ve dış politika, hidrokarbon üretimi gibi ortaklıklara sahip olabilirler."