ABD'li diplomat: 25 Eylül'den sonra Irak ve Kürdistan ayrılacak

Yugoslavya’nın dağılmasından sonra Hırvatistan’a atanan ilk ABD’li diplomat olan Peter Woodard Galbraith, yaşamının büyük bir bölümünü Kürt mücadelesini araştırmakla geçirdiğini söyledi.

“Kürtler bağımsız olmazsa kimse onları savunmaz” diyen Galbraith, “Kürtler referandumdan geri adım atmayacaktır” dedi.

Peter Woodard Galbraith, Rûdaw’ın sorularını yanıtladı.

Kürtler bağımsızlığa hazırlanıyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bu karar Irak Kürdistanı’nda yaşayan Kürtlerin vereceği bir karardır. Birleşmiş Milletler (BM) yasasına göre bu Kürtlerin hakkıdır. Halk vereceği kararla bağımsızlığı ilan edebilir. Referandumundan sonra diyalog görüşmelerinin başlaması gerekiyor çünkü bu durum evli bir çiftin boşanmasına benziyor.

Sorunların çözülmesi gerekiyor. Asıl önemli olan da Kürdistan sınırlarının belirlenmesidir. Önemli bazı konularda anlaşmaların olması gerekiyor. Borç ve Bağdat’tan gelen gelir gibi. Ardından da vatandaşlık, eğitim ve petrol boruları gibi küçük konuların görüşülmesi lazım.

Peki sizce referandum için doğru zamanlama mı?

Yaşamımın büyük bölümünü Kürdistan’a ayırdım. Kürtler bağımsız Kürdistan vatandaşı olmak istiyor, Irak’la kalmak istediklerini sanmıyorum. Bağımsızlık Kürdistan halkının tek umudu ve hayalidir.

Bence tam zamanıdır. Çünkü Irak iflas etmiş durumda. Bu ülke 2003 yılında kuruldu ve şu anda yok olmaya doğru gidiyor. Ne yazık ki Amerika’nın kurmak istediği ülkeler başarılı olmadı. 2014’e bakın. Bin terörist sivil araçlarla Irak’ın ikinci büyük kentini işgal etti.

Güya bu kent ABD’nin verdiği silahlarla donatılan 30 bin Irak askeriyle korunuyordu. Teröristler bu silahları alıp Kürdistan’a saldırdı. Peki Irak Hükümeti ne yaptı? Böyle bir durumda peşmergelerin maaşını kesti. Peşmergeye gönderilen silahlara el koydular. Böyle bir devletin parçası olmayı kim ister ki?

Bazı gözlemciler, “Hiçbir devlet Kürdistan’ın bağımsızlığını tanımayacaktır” görüşünü savunuyor. Siz durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu görüşün doğru olduğuna inanmıyorum. En son İskoçya, İngiltere’den ayrılmak için referanduma gitti. Eğer İskoçyalılar “Evet” deseydi bağımsızlıklarını ilan edeceklerdi. İngiltere’de de AP’den ayrılmak için referandum yaptı. Sonucu da kabul edildi.

Her iki yerde de referandumdan sonra görüşmeler yapıldı. Önemli nokta şu ki yapılan referandumlardan sonra durumlar değişti. Bağdat ve diğer komşu ülkeler için yeni bir gerçek doğuyor. Aynı zamanda Amerika ve diğer ülkeler de yeni bir gerçekle karşı karşıya.

ABD’nin Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı tutumunu Hırvatistan ve Slovenya ile karşılaştırabiliriz. Yugoslavya parçalandığı zaman bağımsızlığını ilan eden Hırvatistan’a atanan ilk ABD Büyükelçisi oldum. ABD Yugoslavya’nın parçalanmasına tamamiyle karşıydı. Parçalanmasından 9 ay sonra reel bir şekilde adım atarak, Hırvatistan, Slovenya ve Bosna’nın bağımsızlıklarını tanıdı.

ABD, Yugoslavya’nın tek parça kalmasında ısrar etmekle büyük bir hata yaptı. Bu ülkenin birleşik kalması mümkün değildi. ABD’nin aynı hatayı tekrarlayarak, Irak’ın tek parça kalmasında ısrar etmemesini umut ediyorum. Kürdistan halkı, 25 Eylül’de bağımsızlığa oy verecek. Ardından da Irak ve Kürdistan ayrılacak.

Hepsinden de önemlisi, kaç bölgenin Kürdistan’a, kaç bölgenin Irak’ta kalacağına karar vermeleridir. Mesud Barzani, yaptığı yapıcı açıklamayla, “Sadece Kürdistan’ın bir parçası olmak isteyen bölgeleri istiyoruz” dedi. Bu oldukça mantıklı bir açıklamaydı. Yani Kürdistan kendilerine eklenen bölgelerle sorun yaşamak istemiyor.

Kürtlerin bağımsızlık referandumu kararından vazgeçeceğine inanıyor musunuz?

Referandum kararını değiştirmeyeceklerdir. Kürt liderlerden birinin bu kararı bozması halinde Kürt halkına nasıl bir etkisi olacağını bir düşünün! Hiç şüphesiz güvenleri kalmayacaktır.

Barzani ve birçok lider, bütün yaşamını bağımsızlığa adadı. Referandumun yapılmasını bekliyoruz. Sonucunun ne olacağını biliyoruz. Asıl soru şu, sonrasında ne olacak?

Kürtlerin “bağımsızlıkta birlik olmadığı” eleştirileri de yapılıyor. Goran halen referanduma destek vermiş değil. Kürdistan’da referanduma “Hayır” kampanyası da başlatıldı. Söz konusu bu girişimler referanduma engel olur mu?

Halk oy veriyor. Bir diğer anlamda “Hayır” da diyebilirler. Bence “Hayır” diyenlerinin oranı çok düşük olacak. KDP, KYB ve Goran da referandumu destekliyor. KYB ve Goran parlamentonun aktifleşmesini istiyor. Parlamentonun şartsız bir şekilde aktifleşmesi için anlaşma yapıldı. İşte demokrasi öyle bir şeydir.

Şayet halk “Hayır” derse bu onların hakkı ve kararıdır. Bence Kürdistan, birçok ayrılmak isteyen devletten daha fazla birliğe sahip. ABD, 1776’da bağımsızlığını ilan ettiğinde halkın 3’te 1’i bağımsızlıktan yanaydı. Bunların bir bölümü İngiltere ile kalmak istiyordu. Ancak Kürdistan’da Irak’la kalmak isteyenlerin oranı çok düşük.

“Tehlikeli olan, Kürtlerin Irak’ın bir parçası olmaktan yana olmasıdır” dediniz. Bunu biraz açar mısınız?

Kürtlerin Irak’la kalması demek, aktif olmayan bir devletin parçası olması anlamına geliyor. Irak mezhepsel çekişmelerin üzerine kuruldu. Şii ve Sünni çekişmesi tarihte katliamlara sahne oldu. Yönetim sadece Şiilere hizmet ediyor. Dünyada Irak’a en yakın müttefik İran’dır.

Erbil’e ise en yakın olan ABD’dir. ABD ve Irak’ın Suriye savaşına bakışı da birbirinden farklıdır. En önemlisi de Kürtlerin Irak’la kalması durumda onları savunacak kimsenin olmayacağıdır.

Kuveyt’e bakın, 1990’da Saddam Kuveyt’i işgal ettiğinde dünya Kuveyt’i savundu. Ancak Saddam Kürtlere karşı kimyasal silah kullandıktan sonra dünyadan ses çıkmadı. Yani Kürtler başka bir ülkenin parçası olursa hiçbir ülke onları koruyamaz.

Kaynak rûdaw