Ezidilerin bayramı ve fermanı

lhan Kızılhan - “Hayır hayır, böyle bir şey olamaz. Olmaz, bir insan böyle bir şey yapmış olamaz.” Bir Ezidi anne teröristin ayaklarına kapanıp, “Allah Peygamber aşkına kızımı götürmeyin. Allah için, kızımı götürmeyin, elinizi ayağınızı öpeyim.” Diyor. Terörist gülüyor ve yavaş yavaş kadının kocasına doğru gidiyor. Onu yakalıyor ve kafasını kesiyor. Kocasının kafasını alıp, kadına doğru fırlatıyor. Terörist kızın elini tutup zorla götürüyor. Kadın çaresizce kocasının başını kucaklıyor, ağlıyor ve kızı gözleri önünde kayboluyor. Bu anne, bu Êzi Bayramı’nda yalnız. Bu bayram, Tanrı’ya sesleniyor ve kızını kendisine getirmesini istiyor. Amin!

O anne halen, “Olmaz, bir insan böyle bir şey yapmış olamaz” diyor. Bu sözleri bu ay çok kez duydum. Bunun gibi insanın beyninin kabul edemeyeceği yüzlerce, binlerce olay yaşandı. Ezidilere karşı çıkarılan ferman sürüyor; yaralar sarılmamış, gözler yaşlı, ölüler gömülmemiş, yasın sonu gelmiyor.

Ezidilerin bu yılki bayramı çok farklı. Ezidilerin geleceği belirsiz. Bayram günü evsiz barksız, çadırlarda, aç, soğuk; yarını görecekler mi bilmiyorlar. Yüzlerce öksüz, yetim bu yıl bayramı anne babasız geçiriyor.

Ne yazık ki bu jenosid, Ezidileri derinden sarstı.

Eşi öldürülüp kızı kaçırılan anne gibi bir insan, asla eskisi gibi yaşayamaz. Bu travma, bu olay insanın yaşamını alt üst ediyor. Bu derin ve kapanmaz bir yaraya dönüşüyor, süreğen psikolojik bir yara, her gün, her an insanın gözünün önünden bir film şeridi gibi geçiyor. Bu olay insanın beyni içinde bir yer tutuyor ve asla kaybolmuyor. Çünkü bu jenosid, insanlığın kendisini öldürmek istedi.

Öyle görünüyor ki hepimizin bu acılarla, bu trajediyle yaşamaya alışması gerekiyor. Ama nasıl?

Bu Ezdi Bayramı çok farklı ve anlamlıdır. Mutlu bir gönül, halay ve dans kalmamış. Ancak belki bu, yorumlama ve unutmama bayramı olur. Zaten Ezidi Bayramı, Ezidiler için her zaman hatırlama ve geçmişi tanıma için ilham olmuştur. Dolaysıyla bu jenosid ne kadar acı ve sızı dolu olsa da, unutulmamalı; hem de anı anına.

Bu jenosid her zaman anılmalı, her Ezidi’nin, her Kürt’ün ruhunda ve aklında yaşamalı. Hiçbir ölü, hiçbir kaybedilen insan unutulmamalı. Benim için her insan bir yıldızdır ve o yıldız öldürüldüğünde bir dünya öldürülmüş olur.

O yüzden bu bir söz ve görev olmalı ki her ölü ve kaybın adı, her kürdün hafızasına ve alnına yazılmalı. Ki unutulmasın. Ölüleri, kayıpları ve şehitlerimizi unuttuğumuz vakit, kendimizi unuturuz.

Ezidiler de bu jenosidle yaşamayı öğrenmeli. O yükün altında ezileceklerine, o jenosid ve tecrübelerle daha da güçlenip büyüyebilirler. Fakat Ezidiler o ateş ve cehennemin içinde yaşamın elini bırakmamalı. Yaşamalıdırlar.

Benim için bu yılki bayramın sloganı ve görevi şudur:

Yaşıyoruz ve yaşayacağız! Ölüme ve talana, kırıma ve tehcire rağmen yine de yaşayacağız! Zor da olsa yine ayağa kalkacağız, çocuklarımızı kucaklayıp gönüllerini hoş tutacağız; yaşayabilelim diye. Düşman gelip gider, ancak biz kalacağız ve yaşayacağız! Ağlayıp güleceğiz, yaslı ve şen olacağız, ancak yaşayacağız. Kendimizi ve ölülerimizi unutmayacağız ve yaşayacağız! Bu, bu bayram için söz ve duadır, yaşayacağız!

Bütün Ezidilerin bayramını kutluyorum, yaşayan ve yaşamayanları anıyorum, tüm kalbimle esir kızların yanındayım. Bu karanlık günlerden sonra tüm Ezidilerin aydınlık, sıcak günleri görmesini ve umut ışığının Şenagalli çocukların yüzünü yine gülümsetmesini diliyorum.