Search
  • www.bircabelek.com

''Bir hafta sonra doktor kalmayacak, ölümler resmi sayılardan fazla''


Türkiye'de koronavirüs kaynaklı ölümlerin, resmi sayılardan çok daha fazla olduğu belirtiliyor. Hekimlerin verdiği bilgiye göre bunun iki temel nedeni var: 1- Şüpheli herkese test yapılmıyor. 2 - Yapılsa bile test sonucu gelene kadar hasta hayatını kaybettiği için ölüm raporunda Covid-19 yazmıyor. Böylece gerçek sayılar resmi tabloda görünmüyor.

'Bakan'ın rakamları buz dağının görünen yüzü'

 Her gün yüzlerce hastayla temas eden sağlık çalışanlarının durumu ise kaygı verici aşamayı geçti, alarm veriyor. Uzun süredir "Yaşatmak için yaşamak istiyoruz" sloganıyla acil taleplerini dile getiren sağlık çalışanları, "Bir hafta sonra hastalara bakacak doktor kalmayacak" diye uyarıyor. Bu haber yazılırken 33 yaşında bir hemşirenin Covid-19 tanısıyla hayatını kaybettiği haberi geldi. İstanbul’da Özel Acıbadem Hastanesi’nde çalışan Dilek Tahtalı’nın 10 Mart’tan beri hastane hastane dolaşarak test yaptırmaya çalıştığı öğrenildi. Eski CHP Milletvekili Rasim Topal’ın yeğeni olan Dilek Tahtalı’nın yoğun bakım bulmakta da zorlandığı ve 23 Mart’ta sevk edildiği Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybettiği ortaya çıktı.

Covid-19 ölümleri kayıtlara “normal ölüm“ olarak mı geçiriliyor?

DW Türkçe, farklı illerde görev yapan doktorlarla görüşerek salgının resmi verilere yansımayan durumunu araştırdı. Görevlerini riske atmamak için isimleri saklı tutuldu.

İzmir’de bir kamu hastanesinde görev yapan bir hekim, Covid-19 şüphesiyle tedavi gören ve hayatını kaybedenlerin sayısında büyük artış olduğunu söylüyor. Ancak çoğuna test yapılmadığı için Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı sayılar içinde bu vakalar yok. Hayatını kaybedenlerin ölüm raporlarına "solunum yetmezliği" yazıldığını söyleyen hekim, "Hepimiz biliyoruz koronadan öldüğünü" diyor. Kesin tanı olmayınca kayıtlara da Covid-19 yazılamıyor ama defin işlemleri temkinli bir şekilde, sessiz sedasız yapılıyor.

İstanbul'dan bir aile hekimi de korona kaynaklı ölümlerin, söylenenden çok daha fazla olduğunu savunarak, "Bunu söylemek vatan hainliği gibi, suç" diyor, "bunu dersem biterim doktor olarak"… Hasta hayatını kaybettiği zaman, "pnömoni, solunum yetmezliği" olarak kayıtlara geçtiğini bildiren aile hekimi şunları söylüyor:

"Doğru. Solunum yetmezliğinden ölüyor ama Covid'e bağlı solunum yetmezliği demesi lazım, demiyor. Kayıtlarda geçmese de herkes biliyor korona olduğunu. Çünkü test yapılmamış fakat bulgu var, kapı gibi. Akciğer filmi var, tomografi var, bariz. Temas öyküsü bariz, mesela umreden gelmiş veya İran, İtalya bağlantısı var, teması var. Bazen de test yapılıyor ama sonuç çıkana kadar hasta ölmüş oluyor."

"MALZEME EKSİĞİ CAN GÜVENLİĞİMİZİ HİÇE SAYMAKTIR"

Hızlı kitlere göre daha kesin bulgu veren PCR testlerinde sonucun çıkması 3-4 günü buluyor. Hasta öldükten sonra test pozitif gelse de ölüm sebebi çoktan yazılmış oluyor.

Trakya bölgesinde görev yapan bir 112 acil doktoru, iki hafta öncesine kıyasla vaka sayılarının on katına çıktığını ama personel sayısının aynı olduğunu söylerken kaygısını saklayamıyor: "Görünen o ki daha da artacak, çok artacak. Alanda karşılaştığımız durum bunu gösteriyor."

 Haftalardır dile getirilmesine rağmen sağlık çalışanları hâlâ koruyucu malzemeden yoksun. İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi'nde bile ihtiyaçlar bağışlarla ve bakanlıktan gelenlerle tamamlanmaya çalışılırken pek çok kurumda malzemelerin "idareli kullanılması" isteniyor. 7 ila 10 çalışanın görev yaptığı bir aile sağlığı merkezine haftada bir paket maske, bir paket eldiven veriliyor; pakette 50 tane var. Yani bir kişiye günde bir tane bile düşmüyor. Devlet hastanelerinde kısmi de olsa ekipman var. Bakanlık “malzememiz bol” dediği için başhekimlik sıkıntı olduğunu kabul etmiyor ama yeteri kadar vermiyor da. Örneğin tek kullanımlık tulum ya da önlük ya hiç yok, ya da günde bir tane.

"TUVALETE GİTMİYORUZ, ÇAY MOLASI BİR KERE"

Bu yüzden sağlık personeli kendi aralarında oluşturduğu gruplarla, piyasadan maske, tulum, siperlik bulmaya çalışıyor. Ama hem bulması zor hem de fırsatçılar yüzünden çok pahalı. İstanbul’daki bir aile hekimi durumu şöyle özetliyor:

"Mesela tulum en çok ihtiyacımız olan şey. Tuvalete gidersen at, bir daha giyilmez. Hiçbir şey yapmasan da kontamine olduğu için değiştirmen gerek. İdareli kullanalım denecek bir durum değil, buna rağmen öyle kullanıyoruz. Kendimizi tutup tuvalete gitmeden, maskeyi çıkarmamak için sabahtan öğlene kadar çay içmeden idare edelim desek bile günde ikişer tane lazım. Bir kutu maskeye dün 250 lira verdim. Bulamıyoruz da, bulsak alacağız, canımızdan kıymetli mi?!"

KAMU GÜNDEMİ

3 views