• www.bırcabelek.com

Sokağa AKP’deki istifaları sorduk: Batan gemiyi terk ediyorlar


Önce Ali Babacan, ardından Ahmet Davutoğlu; yıllarca çeşitli mevkilerde görev aldıkları iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nden istifa ederek, yeni partiler kuracaklarını açıkladı. Ardından; istifalar birbirini izledi. Sosyal medya her an; “Ben de istifa ediyorum”, “Yollarımızı ayırıyoruz” mealli istifa paylaşımlarıyla dolup taşıyor. AKP’den istifa edenlerin sayısının son bir yılda 1 milyonu bulduğu belirtiliyor. Her ne kadar partinin en yetkili ağızları istifaları ‘vefat’ iddialarıyla önemsizleştirmeye çalışsa da; durum hiç de onların yansıttığı gibi değil.

Peki, bu istifaların sokakta insana yansıması nasıl? Ne düşünüyorlar? Aralarında AKP’den istifa edenlerin de olduğu sokaktaki vatandaşın çok önemli bir kısmı “geminin battığı” düşüncesinde.

Onlardan biri Kemal Yorulmaz, eski bir AKP üyesi. Eskiden işadamıymış, şimdi cebinde çay parasının dahi olmadığını anlatıyor: “Tam 15 yıl AK Parti’nin arkasından gittim, koşturdum, üye topladım, çabaladım. AK Parti’nin üyesiydim. Ama artık bu yoksulluğun tek sorumlusu olduğunu biliyorum: AK Parti. Bir insan halkına bu kadar zulmedebilir mi? Şu anda Türkiye’de bu kadar yoksulluğun olması bir iç savaştır aynı zamanda. Ben de ilk başta inandım, şu anda devlette mal kalmadı Türkiye’de.

Nerede bir bakan varsa, dev holdingler hepsi onların elinde. Sadece hırsızlar kazandı, adamlar katrilyon servetlere ulaştılar, nereden buluyorlar bunları? Ama taban perişan. Kimsenin kimseden haberi yok, ekonomik terör ve psikolojik savaş var. Konuşursan hemen FETÖ’cü ilan ediliyorsun. Ben hayatımda FETÖ’yü görmemişim. FETÖ’cüysen sen kendine bak, senin çocukların onların okullarında okudu.”

Salih Kurt genç bir üniversite öğrencisi. AKP’nin parçalanma sürecine girdiğini düşünüyor. “Çünkü son dönemlerdeki politikaları artık halka zarar vermeye başladı” diyor. AKP’nin ilk başta önceki hükümetlerin zarar verdiği politikaları düzeltme vaadiyle geldiğini, ancak şu anda bizzat kendisinin halka zarar verdiğini anlatarak devam ediyor:

“Bana kalırsa bu parçalanmalar, halkın sesi. Artık halk yenilik istiyor. Ben bir öğrenciyim ve yenilik istiyorum. Çok zor bir hayatımız var. Bana kalırsa AKP'deki bu çözülmelerin nedeni siyasiler değil, bizzat halkın ta kendisidir. Artık halk gerçekten sesini çıkarmaya başladı. Son seçimlerde bunu hepimiz gördük, neredeyse tüm büyük şehirleri kaybettiler. Kaç senedir iktidardalar, ama bütün şehirlerde yenilgiye uğradılar. Halk dedi ki, tamam yeter artık bir yere kadar, sen iktidar görevini bitirdin, fakat güç zehirlenmesi yaşadın ve artık bundan dolayı seni değiştirmek istiyorum. Bu demokrasinin de gereğidir, Atatürk’ün kurucu ilkeleri bunu söylüyor. Bir öğrenci olarak ben doğdum bunlar baştaydı, üniversiteliyim bunlar başta, artık farklı siyasilerin sesini duymak istiyorum.”

Rıdvan Çalışkan, Urfalı bir kebap ustası, işsiz. Sorumuzu da “Allah vere de parçalana” diye bir çırpıda yanıtlıyor. Ona göre AKP’de bu kadar güçsüzleşmenin en önemli nedeni Suriyeli mültecilerin neden olduğu işsizlik:

“Ne kadar Suriyeli varsa, getirdi doldurdu buraya. Bak ben ustayım, kebapçı ustasıyım. Ben kaç gündür iş bulamıyorum, arkadaş. Adam geliyor, Allah’ın Arabı benim üçte bir yevmiyeme çalışıyor. Adam sigorta istemiyor, bir şey istemiyor. İşverenin işine geliyor, çalıştırır mı beni? Ben Urfalıyım, Urfa’yı mahvettiler zaten, Urfa bitti. Bir buçuk milyon, 2 milyon Suriyeli var. Elektrikleri-suları bizim cebimizden ödeniyor. Vatanlarının hainlerini baş tacı yapmışlar.

Vatanını satan adamın gelip sana ne hayrı olacak? Bir değişiklik lazım kardeşim, 18 yıldır bu ülkeyi yönetiyor da değişen ne oldu hayatlarımızda? Çiftçi bitti, köylü bitti, tarım bitti, hayvancılık bitti. Bir ülkeyi üretim olmayınca zaten bir şey olmaz kardeşim. Akıl var mantık var, bunun için filozof olmaya gerek yok. Sen vatandaşını doyurdun da, 4-5 milyon Suriyeli mi kaldı? Şimdi ben böyle konuştuğum için beni belki cezaevine de atarlar. Konuşamıyorsun. Urfa’da bir sürü olaylar oldu hiçbir medyada görmedik.”

AKP’deki istifalar konusunda görüşlerini sorduğumuz bir başka isim ise Ahmet Atalay. Eski bir AKP’li, yeni partiler için geç kalındığı düşüncesinde:

“Çok geç kaldılar çok. Halkın durumu meydanda. Önce bir esnafla konuşun, piyasaya bakın. Türkiye'nin yeni bir partiye ihtiyaç var. Taze bir kan lazım. Zaten Türkiye'de her 10-15 senede bir böyle bir devrim geçiriliyor, bence yine lazım. Yeni partiler inşallah bir an önce randımana girer.”

Suat Coşkuner ise biraz daha umutsuz: “Kaçıyorlar teker teker, batan gemiyi terk ediyorlar. Ama taklitler aslını yaşatır, gittikleri yerlerde farklı olacaklarını sanmıyorum ben. Parçalanan bir gemiden başka bir gemiye geçiyorlar.” Coşkuner’e göre AKP’nin bölünmesinin hayır mı şer mi olduğunu ise zaman gösterecek.

Hayrullah Yücel bir CHP seçmeni. “Paramparça olurlar inşallah, yıkılırlar da bir daha esamisi okunmaz” diyerek yarı bedduayla yanıtlıyor sorumuzu:

“Hiçbirimiz memnun değiliz. Ama eski bakanların yeni parti kurmaları zihniyeti değiştirmiyorsa, bir şey fark etmez. Mesele zihniyetin değişmesi. Yeni kurulacak partilerin zihniyetiyle şimdikilerin zihniyeti aynı olmamalı. Zaman her şeyin ilacı, bekleyip göreceğiz.”

Yücel’e göre AKP’den diğer iki partiye geçişler olacak. “Çünkü” diyor, “Beraber çıkmışlardı yola, beraber gidiyorlardı daha sonra bu kişiler parti içinde dışlandılar, dolayısıyla kendi yollarını ayırmak zorunda hissettiler.” Ama yine de yeni partilerle ilgili şüphelerini de ifade etme gereği duyuyor:

“Bunlar aynı kökten çıkan meyveler, dolayısıyla Türkiye açısından yeni ve farklı bir şey çıkacağını, bir zenginlik olacağını düşünmüyorum. AK Parti muhakkak bir erime yaşar. Tek adam belki oturur bir düşünür, bu işlerin öyle olmayacağı hakkında belki bir yolunu değiştirebilir.”

Bir başka CHP seçmeni ise Cafer Kızılcık. O da AKP’nin erimesinin memlekete faydalı olacağı görüşünde. ‘Neden faydalı?’ diye sorduğumuzda ise şu yanıtı veriyor:

“Ekonomik durumu, ülkenin halini görmüyor musunuz? Nedeni bu. Yeni parti çare değil çünkü zihniyet aynı olduğu sürece hiçbir şey değişmez. Ama AKP’nin parçalanması nihayetinde ülkemiz, insanlarımız için iyi.”

Eski bir AKP üyesi olan Osman Yılmaz ise “AK Parti insanı usandırdı artık” diye başladığı sözlerini, istifaların nedenini yorumlayarak sürdürüyor:

“İstifalar, iktidarın doğru yolda olmadığını gösteriyor. Ben 43 yaşındayım, her seçimde oy vermişim onlara. İstifalar neden biliyor musunuz, insanların haklarının karşılığını almamaları ve işsizlik yüzünden. Türkiye iyi yolda değil. Tanıdığım insanlar vardı, AK Parti’yi babasından bile çok severdi, şimdi herkes dışarıda. Kendi elimizle getirdiğimiz adamlar bizi boğmaya çalışıyor.”

Mehtap Yusufoğlu ise eski bir AKP üyesi, Kadın Kolları’nda çalışmış, onlarca kampanyasında görev almış: “İki senedir oy bile vermiyorum, vermem de bir daha. Usandım artık, yeter onun imparatorluğu, biraz da başkası gelsin. Ben iki sene önce istifa ettim. Herkes kadrolaştı, herkes kendi adamını tutuyor, benim üç oğlum var üçü de işsiz. Bizim illa dayı mı bulmamız lazım, bu vatanda bizim hiç mi hakkımız yok?”

Mesut Şahin ise AKP’nin yıpranmışlığına vurgu yapıyor ve yeni bir oluşumun zorunlu olduğunu söylüyor:

“İstifaların en önemli nedeni tek adam rejimi. Parti iktidara geleli neredeyse 20 yıl oldu ama bu 20 yılın sonunda her şeyi kendi çevresinde topladı, etrafındaki insanların eleştirilerini kabul etmedi. AK Parti gereği kadar halkla, sorunlarıyla ilgilenmedi. Ve bu da istifalara neden oldu, daha da sürer artık durdurulamaz.”

Sokakta konuştuğumuz vatandaşlardan AKP’nin erimesinin ülkeye zarar vereceğini düşünen bir azınlık da var. Hüsamettin Demirbağ onlardan biri. O da Türkiye’nin durumunun iyiye gitmediği konusunda çoğunlukla hem fikir olsa da; yeni partilerin çare olmayacağı görüşünde. “Bana kalırsa bütün partilerin birlik olması lazım” diyor. Timur Duran ise, AKP’nin parçalanmasının Türkiye’yi zora sokabileceği korkusunu taşıdığını söylüyor: “Keşke anlaşabilseler de birlikte çalışsalar. Sonuçta 17 yıldır birlikteydiler.” Sokakta rastladığımız sadece bir kişi, Necati Doğu adlı cami hocası ayrılanlara büyük bir tepki gösteriyor. Ve sorumuzu öfkeli bir şekilde “Gemiden ayrılan gider, gemide kalanlar bize yeter” tek cümlelik bir tepkiyle yanıtlıyor.

Ahval


0 views