• www.bircabelek.com

Ezidi kadın: Yaşadıklarımı anlatsam insanlık utanır!


Şengalli Meleknaz, 4 buçukl yıllık esaretin ardından IŞİD’den kurtarıldı. Meleknaz başından geçenleri Rûdaw’a anlattı.

Meleknaz bu yazının ilk bölümünde Şengal’in Duguri köyünden kaçırılışını, Musul’da yaşadıklarını ve ardından Rakka’ya götürülüşünü anlatmıştı.

Burada bulunan bir askeri karargahta oğlu yaşındaki Ebu Muhacir adında bir IŞİD’liye satıldığını ve “her an ölümü bekleyen bir tutsak olduğunu” belirtmişti.

IŞİD’in Irak ve Suriye’de işgal ettiği toprakları kaybettiği dönemde kaos yaşadığını ifade eden Meleknaz, bu durumun kendisine de umut verdiğini, bu esaretin biteceğine olan inancının yeniden canlandığını söylüyor.

“Yaşadığımız ev adeta küçük bir cehennemdi”

Fakat bu inanç Ebu Muhacir adlı IŞİD’linin onu Mısırlı Ebu Muhenned isimli başka bir IŞİD’liye sattığında son buluyor. Meyadin ilçesine götürülen Ezidi kadının anlattığına göre Ebu Muhenned’in ona yaşattıkları tarihte hiçbir köleci dönemde bile yaşanmamış türden:

“Yaşadığımız ev adete küçük bir cehennemdi. Ebu Muhenned çok gaddar biriydi. Elinde bıcağı hiç eksik olmazdı. Robot gibiydi evde hiç konuşmaz ama olur olmaz sebebperle beni öldüresiye döverdi. Vücudumdaki tüm bu yara izleri onun eseri. Bıcağını çocuklarıma savurur, ‘tek kelime edersen öldürürüm’ derdi. Tek söylediği de bu olurdu.

Fakat eşi çok iyi bir insandı. Şaşırıyordum. Bu kadar kalpsiz ve merhametsiz biri ve böyle bir kadın nasıl olur da bir arada yaşar diye. Allah şahidimdir, utanmazca saldırıdı bana. Eşini dışarı gönderir ama çocuklarımın gözleri önünde bana vahşice tecavüz ederdi. Öylesi anlarda ruhum bedenimden sıyrılırdı! Öyle ki yaşadıklarımı anlatsam insanlık utanır!”

Meleknaz, Ebu Muhenned’in bir defasında onu kaldırımlardan tekmelerle aşağıya attığını ve ayağının kırıldığını belirterek, “Birçok feda saçımdan tutar beni kaldırımlardan sürüklerdi. Aynısını çocuklarıma da yapardı” diyor.

9 yaşındaki oğlumu savaşa gönderdiler

Ebu Muhenned’in bu yaklaşımı aslında IŞİD’in işgal ettiği topraklarda topluma yaşattıklarının küçük bir örneğidir. Meleknaz, Ebu Muhenned’in kendisine, “Artık bu 9 yaşındaki çocuğunu İslam Devletinden gizleyemezsin” diyerek elinden aldığını ve savaş kamplarına gönderdiğini belirtiyor:

“Oğlumu Tunuslu Bettar adında bir IŞİD’linin sorumlu olduğu bir eğitim kampına götürdüler. Orada çocukları savaşmaları için eğitiyorlardır. Oğlum o kampta bulunan 79 çocuk arasında tek Ezidi çocuktu. En küçükleriydi. Sabah saat 06.00’dan akşama kadar çocukları eğitim adı altında yoruyorlardı. Bu yüzden birçok defa hasta düştü. Oğlum 10 yaşına gelince de Esed güçlerine karşı savaştıkları cepheye götürdüler.”

Meleknaz oğlunun başından geçenler yüzünden çok ağır psikolojik sorunlar yaşadığını ifade ediyor. Oğlunun gözleri önünde esir alınanların kellesinin uçurulduğunu, çocuğa taşla insan öldürmesi buyurulduğunu ve bunu yaptırdıklarını söylüyor.

“Her gün ölmesini bekliyordum”

Meleknaz, Ebu Muhenned’in savaş cephesine gidip geldiğini, her defasında da Allah’tan sağ dönmemesini dilediğini ifade ediyor:

“Hergün ölmesini bekiyordum. Ama o gidip tekrar dönüyordu. Sonra onun aslında tehlikeli çatışmalara girmediğini ve kendisini riske etmediğini düşündüm.”

IŞİD kurmak istediği “İslam devleti” harıtasında Suriye’de 16, Irak’ta ise 19 vilayet belirlemişti. Ancak bu haritada belirlediği toprakları kontrol edemeden işgal ettiği toprakları da birbir kaybetmeye başladı. Savaş Meyadin’e dayandığında Meleknaz şehir dışında IŞİD karşıtı güçlere ait tankları uzaktan gördüğünü belirtiyor. Aynı şekilde uçakların bombardımanı da sıklaştırdığını, bombalardan birinin bulundukları evin yakına düştüğünü söylüyor.

“Üç yıl yoğun işkence altında yaşadığım evi terkettik. Bizi Şehta diye birt köye götürdüler. Meyadin’den kaçıyor, talan ettikleri ganimetleri de kendileriyle birlikte götürüyorlardı. Sonunda geçen yıl Ağustos ayında Ebu Muhenned’in öldüğü haberini aldık. Bu habere çok sevindim ama bir yandan da içimde ‘ya doğru değilse’ diye bir kaygı vardı.”

Hecin; Ölüm üçgeninde kurtuluş

Meleknaz IŞİD’lilerin işgal ettikleri toprakları kaybettikçe geriye çekildiklerini, ellerindeki imkanlar azaldıkça daha sıkıntılı birr uh haline büründüklerini söylüyor. Hatta örgüt içerisindeki Amerikalıların ekmek ve su kıtlığından koktuğunu, sıkıştıkça bunalan diğer üyelerinin de çareyi intihar eylemi düzenlemekte bulduğunu belirtiyor.

Ezidi kadın tüm bu buhranın ortasında kendisini hayata bağlayan yegane şeyin çocukları olduğunu ifade ediyor:

“Onlar olmasa, Ebu Muhenned’in saçımdan tutup beni merdivenlerden sürüklediği gün intihar ederdim. Yaklaşık dört buçuk yıl tutsak kaldım. Bu dört buçuk yılın üçünü Ebu Muhenned’in evinde geçti. Bir gün bile bu adamın bir akrabası olduğuna şahit olmadım. Sanki kimsesiz biriydi. Öyle geldi dünyaya ve öyle öldü. Kimseye bir hayır duası olmadı, kimse de onun için bir dua okumayacak.”

Meleknaz, en son götürüldükleri Hecin ilçesinin bir yandan Demokratik Suriye Güçleri ve diğer yandan da Suriye ordusu tarafından kuşatıldığını anlatıyor.

“Hecin’e bağlı Bedran köyündeydik. DSG’lilerin saldırıları IŞİD’lileri iyice bezdirmiş ve hırpalamıştı. O günlerde artık tamamen kendi dini ibadetlerimi, dualarımı ve hatta ulusal marşlarımı bile unuttuğumu hissediyordum. Yavaş yavaş dilimi de unutttuğumu farkediyordum. Sonra birgün aniden dört buçuk yıldır gözlerimin önünde bekleyen silahlıların rengi değişti. Bunlar IŞİD’liler değil, DSG’lilerdi. İnanamıyordum. Bize, ‘artk güvendesiniz’ dediler ve bir otomobile bindirip güvenli bir bölgeye gönderdiler.”

4 buçuk yıl sonra Şengal’e döndü

Tam dört buçuk yıl sonra Meleknaz yeniden Şengal’e döndüğünde ona, “Ailenden birilerine ulaş, seni karşılamaya gelsinler” dediler.

Bir sure araştırdıktan sonra eşinin telefon numarasına ulaşıldı ve çalan telefon Meleknaz’ın eline verildi. Henüz kapanmayan yaralarının acısı ile çatlamış dudaklarını zorla kımıldattı:

“Sadi, ben Meleknaz. Şu an Şengal’e yakın bir yerdeyim. Çabuk buraya gel, yoksa çıldıracağım.”

RÛDAW


0 views