• www.bircabelek.com

Haşimi: 3'üncü yol olarak varız!


M. Ali Erdoğan

K24 RÖPORTAJ

Saadet Partisi (SP) 24 Haziran seçimleri için geçmişten bugüne Kürt kamuoyunda önemli bir yer edinmiş birtakım isimleri aday gösterdi.

Saadet Partisi’nin göstermiş olduğu bu adaylarla ne kadar Kürt oyunu alabileceği merak konusu.

Geçmişte Cizre belediye başkanlığı ve milletvekilliği yapan, Erbil ile de iyi ilişkileri olan Haşim Haşimi, “Şahsi oyum 20 bine yakın. Saadet de ayrıca oylarını yükseltecek. Gönül huzuruyla bir seçime giriyorum” dedi.

K24’ün soruları ve Haşim Haşimi’nin yanıtları şöyle:

Siz başta olmak üzere Saadet Partisi’ndeki Kürt milletvekili adayları, parlamentoya girmeniz durumunda Kürt meselesiyle ilgili bir planınız var mı? Bu konuda parti içerisinde bir planınız var mı? Seçildikten sonra neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, tecrübe, bilgi ve birikim çok önemli. Ben 1989’dan bugüne kadar aktif siyasetin içerisindeyim. 89 yılında Cizre belediye başkanlığına başladım. İki dönem Meclis’te yer aldım, Refah ve Fazilet partilerinden.

Ben Cizre belediye başkanıyken, büyük Kürt göçü yaşandı. O dönemde korkunç bir soğuk da vardı. Silopi’deki kampı ben kurdum. Kürdistan Bölgesi’nden göç edenler geri dönene kadar onlara destek olduk. Rahmetli Turgut Özal’ın da desteği olmuştu. 700 bine yakın Kürt’e 2252 kamyon gıda ulaştırdık.

Sonrasında çatışmaların yoğun yaşandığı yıllarda 2 dönem milletvekilliği yaptım. O zamanlar tufan gibi günler yaşıyorduk. O zaman mensubu olduğum Refah Partisi, toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik anlamda bazı şeyleri yapabilmem için bana destek oldu.

Resmi rakamlara göre o zaman 3428 köy boşaltılmıştı. Meclis’te iç göçü araştıran komisyonun başkanı olmuştum. Diğer partilerin milletvekilleri de komisyonda yer alıyordu. 2 yıl boyunca bu komisyonda çalışma yürüttük. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa Meclis’teki bir komisyonun başkanı olarak Kürtlerle ilgili önemli talep ve söylemleriniz oldu.

Ne tür talepleriniz oldu mesela?

Kürt kimliğinin bütün yönleriyle kabul edilerek yasaların güvencesi altına alınması talebinde bulundum. O zaman Meclis’teki partiler beni protesto ederek salonu terkettiler ama mensubu olduğum Refah Partisi arkamda durdu.

Hangi yıldı?

1996 yılıydı. Tutanakları halen bende duruyor. Cumhuriyet tarihinde ilk defa böyle bir talep resmi tutanaklardaki yerini aldı. Bunu ben ve komisyon üyelerim gerçekleştirdik. Talep, 7’ye 6 komisyondan geçti ve genel kurulda kabul edildi. Bu benim için çok önemli bir olaydır.

O dönem başkanlığını yaptığınız göçün nedenlerini araştıran komisyonun başka ne tür çalışmaları oldu?

Çatışmalardan dolayı milyonlarca insan göç etti, köyler boşaltıldı. Bu sorununun bitmesi için biz önerilerimizi sunduk. En başta gelen önerimiz şiddetin dışlanması ve Kürt kimliğinin bütün yönleriyle kabul edilerek yasaların güvencesi altına alınmasıydı.

Fazilet Partisi döneminde de cezaevleriyle ilgili araştırma yapan bir komisyonun başkan yardımcısıydım. 1,5 yıl boyunca 5 bini aşkın tutuklu ve hükümlüyle görüştük. Bu görüşmeleri yaparken savcı, gardiyan gibi resmi görevlileri içeriye almıyorduk. Bu çalışmayı da bitirdik. Hem göçün nedenleri ve çözüm önerileriyle ilgili raporumuz hem de cezaevleri raporumuz ileri gelen dünya basınında geniş yer aldı. Tüm bu çalışmalarımız Kürt meselesiyle ilgili çalışmalardı.

O zamanki önerilerimiz kabul görseydi bugün belki bu kadar acıyı yaşamazdık. Daha sonra 2002 seçimlerinde birçok parti baraj altında kaldı. AK Parti iktidara geldi, bir süre sonra da açılım sürecini başlattı.

Ben onlarca kez Erbil’e gidip geldim. Öngörülen hedef şuydu; Bölgesel Kürt Yönetimi ile dostane ilişkiler kurmak, Türkiye’de de Kürt meselesine bir çözüm getirmek. Ortadoğu’nun rahat nefes alabilmesi için bu iki şeyin olması lazımdı.

Açılım sürecinde milletvekili değildiniz. O süreçte bir rolünüz oldu mu?

Şimdi o sürecin Diyarbakır’da Tayyip Erdoğan ile Mesud Barzani’nin katılımıyla yapılan miting ve buluşma tarihiydi. O, hakikaten çok önemliydi. Daha sonra Sayın Barzani bizi evimizde ziyaret etti.

Tabii bu süreçte biz Sayın Barzani ile birçok defa görüştük. Huzur ve barış ortamının oluşması için elimizden gelen katkıyı sunduk.

Ardından hendek süreçleri yaşandı. Şunu söylemek istiyorum; geçmişi böyle olan bir kişinin ben veya başkası olması farketmez, bir bilgi ve tecrübe birikimi vardır yani.

Peki, siz Haşim Haşimi ve Saadet Partisi’ndeki Kürt adaylar olarak bundan sonra ne yapacaksınız?

Şimdi Ahmet Faruk Ünsal var. Yıllarca Mazlum Der’in genel başkanlığını yaptı. Aynı zamanda eski milletvekilidir. Hukuksuzluklar, mazlumlar, Kürt meselesi vs. birçok şeyle ilgilenmiş, konferanslara öncülük etmiştir. Altan Tan da aynı şekilde. Bu bir birikimdir ve şanstır.

Belediye başkanlığı ve milletvekilliği dönemlerimde Kürt meselesiyle ilgili çok radikal çıkışlarım oldu. Doğru veya yanlış ayrı bir konu ama partim her zaman yanımda durdu. Medyada ve diğer partilerin linç siyaseti karşısında mensubu olduğum Refah ve Saadet partileri dağ gibi arkamda durdu.

Genel başkanımız Temel Bey o zamanlar grup başkanvekilimizdi. Kendisi gayet mütedeyyin ve demokrat bir insandır. O da bir şanstır.

Bu meseleyi ABC formülleriyle çözerim demek abesle iştigaldir. 35 yıldır yaşanan kanlı bir süreç var. Ve 1 asrın ağırlığı var bu meselede.

Yani geçmişteki deneyimlerim ışığında önümüzdeki dönemde yer alacağım mı diyorsunuz?

Tabii, 90’lı yıllardan kalma sloganlarla halen bu konu gündeme getiriliyor. Bu iş sloganlarla çözülmez. Sorunun çözümünün istikamet bulması için bir kere gerekli bilgi, birikim ve tecrübenin olması lazım. Uzun yıllardır devam eden bir sorun iki yılda bitmez ama önemli olan ihlas ve samimiyetle, bilgece bu meseleye yaklaşmak. Öncelikle de şiddeti durdurmak.

HDP’yi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben prensip olarak cezaevinde yatan insanların aleyhinde konuşmam. Hangi partiden olursa olsun farketmez. HDP’de çok sayıda arkadaşlarımız, tanıdıklarımız var. Ama şunu da söylemeliyim HDP ne 7 Haziran sürecinde, ne de şimdi halktan aldığı desteği değerlendiremedi. Bu gösterilen adaylar için de söylenebilir. Keşke değerlendirebilseydi.

Bu noktada Saadet Partisi bir alternatif olabilir mi?

Tabii ki, 3’üncü bir yol olarak biz varız. Ben bu seçimde tüm kesimlerden oy isteyeceğim. HDP tabanından da, diğer Kürt partilerin tabanlarından da, AK Parti tabanından da.

Ben siyaseti kişisel çıkarlarım için yapmıyorum. Bölgede bir geleneği temsil ediyorum ve o geleneğin yükü var omuzlarımda. Bu geleneği temsil edebileceğim en doğru yerin siyasete girdiğim Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisi geleneği olduğunu düşünüyorum. Bu arada daha gençken Cizre’de MSP’nin gençlik kollarını kurmuştum.

Bir siyasetçinin tecrübe edinebileceği çok şeyi yaşadım. Aktif siyasete geri dönmeye niyetim yoktu. Bu seçimleri de kenardan izleyip görüşlerimi paylaşmak istiyordum. Fakat içerisinden geçtiğimiz zorlu süreç, Saadet Partisi’nin temsil ettiği kritik değer ve ayrıca genel başkanımızın talebi üzerine geri döndüm.

Teklif Saadet Partisi’nden mi geldi?

Evet, teklif geldiği için de mutluyum, huzurluyum. İçime siniyor. Çünkü burası siyasete başladığım yer. 7 Haziran seçimlerindeki AK Parti adaylığımda, 1 Kasım seçimlerindeki bağımsız adaylığımda hep aynı çizgide durdum. Bugün de aynı çizgideyim.

1 Kasım’daki bağımsız adaylığım bölgede siyasi temsili hiçbir şekilde önemsemeyen siyaset simsarlarına karşı, geleneklerimizi adetlerimizi tasfiye etmeye çalışanlara karşı bir çıkıştı. Geriye dönüp baktığımda başarılı etkili olduğumuzu düşünüyorum.

Önemli olan, kimliğini, şahsiyetini kaybetmeden, siyasete bir misyon gözüyle bakmaktır.

Şimdi gelinen noktada bazı partiler de birbirine benzedi. Tek fark olarak sloganlar duruyor. Mesela AK Parti ile MHP arasında ne fark kaldı? Kritik bir dönemden geçiyoruz ve Diyarbakır ve bölge genelinde AK Parti ve HDP adayları çok zayıf.

Adalet, liyakat, hukuk ve hizmet için bir şeyler yapabiliriz. Bu konuda tecrübeliyiz. Saadet Partisi olarak iyi bir trend yakaladık. AK Parti, Saadet geleneğinden gelen kadrolarla başarılı oldu. Onlar tasfiye oldular. Sağduyuyu temsil eden bir çizgiye ihtiyacımız var.

Saadet Partisi’nin Kürtçe anadilde eğitim talebinde bulunması, hak, hukuk, adalet demesi böyle bir süreçte basit bir olay değildir. Çünkü gelinen süreçte demokrasiden uzaklaşıldı ve söylemler katılaştı.

Sizin Sayın Barzani ile iyi ilişkilerinizin olduğunu biliyoruz. Seçilmeniz durumunda siz veya SP’li diğer Kürt isimlerle beraber Erbil’e bir ziyaret gerçekleştirmeyi düşünüyor musunuz?

Barış için her yere giderim. Millet, dil, din ayrımı yapmadan her yere giderim. Barış Kur’an’ın da emridir. Acıyı yaşamayan barışın kıymetini bilmez. Biz çok acı çektik. Benim 5 yıllık belediye başkanlığım döneminde sadece iki çatışmada yaşamını yitiren sivil insan sayısı 202’dir. İsimleri bile bende var. Çoluk - çocuk, yaşlı, kadın, kopan kollar ve bacaklar…

Bir dönem Cizre’de bir kişi eceliyle öldüğü vakit neredeyse seviniyorduk. İşkence, faili meçhul, kaçırılma gibi durumların yoğun olduğu bir dönemdi. Bir taşın yere düşmesiyle çocuklar irkilirdi, yeniden bomba mı patladı derlerdi. Bu günleri yaşadığımız için barışın kıymetini biliyoruz. Barış için de her yere gideriz.

Babanız Cizreli bilinen bir mutasavvıf ve divan edebiyatı şairi. Dolayısıyla ailenizin bir nüfuzu var, bir tasavvuf geleneğiniz var. Bölgeden ne kadar oy alacağınızı düşünüyorsunuz? Nerelerde kemikleşmiş kişisel tabanınız var? Cizreli olduğunuz için Şırnak’tan ve seçim bölgeniz Diyarbakır’dan ne kadar oy bekliyorsunuz?

Van’da 5 bin civarı bizi ve ailemizi seven, destekleyen insan var. Hatay, Adana, Antep’te de aynı şekilde. Siirt’te sevenlerimiz var. Şırnak’ta epey bir gönül dostumuz var. İstanbul’da Zeytinburnu, Küçükçekmece ve Büyükçekmece’de ciddi bir kalabalık var. Sayılara bakmak çok da doğru değil, bu insanların aktif hale gelmesi önemlidir. Bu insanlar bizim ailenin etki alanındaki insanlar. Ama ben önce kendi ilime bakmak durumundayım.

Diyarbakır’da sizin şahsi olarak kemikleşmiş bir tabanınız var mı?

Fikir versin diye bunları anlatıyorum. 1 Kasım seçimlerine bağımsız olarak girdim. Finans kaynağım yoktu, zaman çok kısaydı. Bir de o zamanlar çok bomba patlıyordu. Morallerin bozuk olduğu bir ortamda ben de miting yapmadım. Diğer partiler de miting yapmadılar. Kalabalık oluşturursam bir bomba patlarsa kendimi affedemezdim. Ziyaretlere gittim ve seçim büromda oturdum. 11 bin 305 oy aldım. Tabii bağımsız adayın oyları heder oluyordu. Çünkü üyeleri yok, sandık görevlileri yok, arkasında bir parti yok. Daha sonra gelip söyleyenler de oldu. Normal olarak 1 Kasım’daki oyum 17 bin küsurdu. Şahsi oyum 20 bine yakın. Saadet de ayrıca oylarını yükseltecek. Gönül huzuruyla bir seçime giriyorum. Mutluyum, iyi bir sonuç alacağımıza inanıyorum. Hayırlı olsun.

HAŞİM HAŞİMİ / PORTRE

1956 yılında Şırnak'ın Cizre ilçesinde doğan Haşimi, 1989-94 dönemi Refah Partisi (RP) adayı olarak Cizre Belediye Başkanı, 1995'te RP Diyarbakır milletvekili, 1999 Fazilet Partisi’nden Diyarbakır milletvekili seçildi.

Toplum Sorunlarını Araştırma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde bulunan Haşimi, Almanca biliyor. Haşimi, evli ve 6 çocuk babası.

7 Haziran 2015 seçiminde AK Parti milletvekili adayı oldu. 1 Kasım 2015 seçimlerine Diyarbakır’dan bağımsız aday olarak katıldı.

Haşimi, 24 Haziran 2018’de Saadet Partisi’nden Diyarbakır milletvekili adayı olarak yarışacak.


0 views