• www.bircabelek.com

Hanna Hekimyan yazdı: Kürtler başkasının toprağını bölmek değil, kendi bölünmüş topraklarını birleşt


Kürdistan Referandumu tarihsel bir adım!

Bilindiği gibi, açık bir mezhep devleti halini alan Irak alanında kalan Güney Kürt Yönetimi, birleşmiş milletler yasalarında belirlenen doğal hakkını, her millet gibi kendi kaderini tayin hakkını kullanarak, Irak’tan ayrılmayı öngören bağımsızlık referandumu kararı aldı.

Ne yazık ki Kürtleri birer öcü olarak gören ve gösteren, başta Türkler olmak üzere, Araplar, Farslar ve onların yalanlarına inanan bazı unsurlar, bu referanduma büyük bir düşmanlıkla cevap veriyorlar. Afganistan benzeri sonu görünmeyen iç çatışma ve halk savaşlarına gebe, dağılmaya yüz tutmuş olan bu devletler, ‘topraklarımızı bölüyorlar’ safsatasına sarılıp, silahlarını yeniden Kürtler’e çevirdiler! Kürtler, bu devletlerin topraklarını bölmüyor, asıl bölenler, Kürtlerin tüm hak ve hukukunu ayaklar altına alan, Kürt topraklarını kendi aralarında bölen, paylaşan, daha da ileri giderek Kürtleri yeryüzünden silmeye çalışan bu devletlerin ta kendileridir…! Sahte devletler, uydurma sınırlarla bir yere varılamaz! Zoraki sınırlar içerisine sıkıştırılan, toprakları bölünen ezilen halklarla barış kurulamaz. Toprakları paylaşılan halkların kendi iradelerine rağmen kurulan zoraki devletlerin kendileri çatışmaların ana kaynağıdır ve onların zoraki sınır ve devletleri sonsuza kadar savaş demektir.

Diğer yandan bu referandum aslında bütün Kürtler’in referandumudur. Bir parti veya bölge rengi taşıyor diye bunun dışında kalmak yerine, bir Kürt olarak saf seçilmeli ve desteklenerek tüm Kürtlerin referandumu şekline çevrilmelidir.

Kürtler, onun bunun ”kardeş” düşmanları, Erdoğanlılar devletinin petrol borusu olmak istemiyor artık…!

‘Ben bunun dışındayım, beni ilgilendirmez, ona zaten güvenmiyorum..vs’, gibi hiç kimseye fayda sağlamayan tavırlar takınmak, Kürtlerin geleceğini belirleme sürecinin dışına çıkmak demektir. Buradaki sorun, partiler-kişiler, KDP, PKK, PYD sorunu değil, asıl olan, ezilen yok edilen Kürt halkının, kendi geleceğiyle ilgili demokratik haklarını belirleme sorunudur. Kürt milletinin hak hukuk sahibi olabilmesi için, siyasi temsilcilerinin bu referanduma katılım noktasında kendi aralarındaki farklılıkları asgariye indirmeleri gerekir. Bunun en iyi örneklerini, Kürtler gibi bağımsızlık isteyen Katalan ve İskoç halklarında görüyoruz… İspanya’da Katalan’lar veya İngiltere’de İskoçlar referandum kararı alınca, ‘ben sağcıyım, dindar veya solcuyum’ diye birileri çıkıp ta ”Referanduma katılmıyorum” demiyor! Referandum, bir milletin kendi geleceği için yön belirlemesinin en iyi yöntemidir, en tabii metodudur ve bütün halkların en doğal hakkıdır.

Her millet gibi Kürtler de kendi öz farklılıklarına sahiptir. Bütün çelişkilerden arınmış bir millet yoktur, politik partilerin kendileri, farklı görüşler olduğu için vardırlar, ama ortaya çıkan bu partilerin içinde de her zaman farklı düşüncelerin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Çelişki ve mücadele olmadan ilerleme olamaz..Kürtler arasında, topraklarının uzun zamandan beri bölünmüş olmasından dolayı daha fazla farklılık-çeşitlilik ortaya çıkmıştır…Ama bu farklılıklara rağmen, bağımsızlık referandumu kararı Kürdistan’ın dört parçasında ve dünyadaki tüm Kürdistanlılar arasında büyük bir coşku ve heyecan, düşmanlar arasında ise korku yarattı.

Kürtlerin can düşmanı Türkiye paniğe kapıldı.

Türk devleti, yıkılmakta olan Irak ve Suriye devletlerinin ayakta kalabilmeleri veya onların yerine oluşabilecek yeni formasyonlarda, birincil derecede Kürtlerin doğal haklarının yok edilmesini sağlayacak yapılanmalar için çırpınıp durmaktadır. Türkiye varını yoğunu buna yatırmaktadır…Bu anlamda TC, Ortadoğu’da Kürtlerin en büyük düşmanıdır ve referandumu da engellemek istiyor. Son haberlere göre Türk Genelkurmay’ı, İran Genelkurmayı’nı Ankara’ya çağırıp referandum sürecine yönelik ortak tavırlar takınmak için görüşmelere başladı!

25 Eylül 2017 Kürdistan referandumu, birleşmek için bir adım olabilir!

Bu bağımsızlık referandumu kararı, Kürt milleti ve Kürdistan halkının özgürlük mücadelesinde tarihi bir adımdır. Bütün dünya, Kürtlerin kimliğini, tarihini, konumunu ve isteklerini tartışacaktır! Bu noktada, parti veya şahıslar değil, ideolojik takıntılar değil, tüm Kürt halkının çıkarları ve geleceği sözkonusudur. Görüldüğü gibi düşmanlar kılıçlarını bırakıp Kürtler’e karşı birleşti. Irak, Türkiye ve İran, Güney Kürdistan’da yapılacak, demokratik bir hak olan bağımsızlık referandumuna karşı hemen düşmanca bir tavır takındılar. Kürt düşmanı bütün güçlerin daha sonucu belli bile olmayan bir referandum karşısında nasıl da hemen birleştiğini işte şimdi herkes yeniden görüyor! Türkiye’den yükselen düşmanca haykırışlar, Türk devletinin de sonu anlamına gelen o “bağımsız Kürt devleti”, ezelî bir öcü, evet işte şimdi onu avlamak için herşeyini seferber etti. TC çeteleri, ABD senatörlerine rüşvet teklif ederek Kürt referandumunu engelleme derdine düştü…

Düşmanlar birleşti. O halde onlar tarafından 4 parçaya bölünmüş Kürtler de, referandum noktasında kenetlenmeli, parti ve kişiler düzeyinde daha da bölünmek yerine, düşman devletlere yararlı maşa olma yerine, tam aksine daha çok birleşmeli ve bağımsız Kürdistan referandumuna hep beraber katılmalıdır.

Irak ve Suriye zaten fiilen bölünmüş durumda. Aynı şekilde Türkiye devleti de uzun vadeli bir iç savaşa gebedir.. Şu anda Suriye ve Irak’ta uzun vadeli çatışmalı bir ortam mevcut. Cihatçı çetelerin geriletilmesi sorunu çözmüş değildir. Sünniler ile Şiiler-Aleviler kendi bölgelerinde hükümranlık istiyor. Gerilimin daha uzun yıllar süreceği kesin.. Bu durum karşısında Kürtler için en iyi alternatif ayrılmaktır.

Bu hareketle Kürtler herhangi bir şeyi bölmüyor, herkesin toprağı zaten ayrıdır. Kürtler kendi topraklarında başka yerden gelen göçmenler değil, aksine Arap ve Türklerden çok çok önceleri bu topraklarda yaşıyordu… Asıl problem, Kürt topraklarının bu yabancı milletler tarafından bölünmüş olmasıdır.

Türk’ün oturduğu yere Türkiye, Arab’ın oturduğu yere Arabistan, İranlı’nın oturduğu yere İran, Kürd’ün oturduğu yere ise Kürdistan denilir.

Kürdistan’ın dört bir yanında Kürdistan halkı ayağa kalkmalı ve Güney Kürdistan’da başlatılacak referandumu desteklemelidir.. Kürtler arası farklılıkları giderebilecek birliği sağlayabilecek ve Bağımsız Birleşik Kürdistan’ın resmileşmesinin yolunu açabilecek şartlar olgunlaşmaktadır. Unutmamak gerekir ki, parti ve gurup çelişkileri düşmanlar tarafından kışkırtılmaktadır. MİT, hem KDP hem de PKK’yi içerden kışkırtıp Kürtlerin arasına nifaklar sokarak referandumu sabote etmeye çalışmaktadır.. Her millet gibi farklılıklar, birlikte hareket edebilmenin önünde engel olmamalıdır. Geçmiş dönemlerde olup bitenlerden ders çıkaralım. Elbette dar görüşlü olan çevreler vardır. Fırsatçı çevreler vardır. Cahil çevreler vardır. Güney Kürdistan’da izin verilen Türk askeri üsleri birer atom bombası gibi bütün Kürtleri tehdit etmektedir. Referandum yapıldıktan sonran Türk üsleri hemen kaldırılmalıdır. Türkiye alanında bütün Kürtleri soykırımdan geçirmek isteyen Türklerin üslerine izin vermek büyük bir hatadır. Görüldüğü gibi Türkiye’ye bedavadan akan Kürt petrolünün borusunu korumak için her yere TC askeri konumlandırılmıştır. Bu şekliyle baskı ve zulum barbarlığı düşmanlarla çalışan Kürtler eliyle biz Kürtler’e karşı uygulanıyor. İnsanlarımızı olumsuzluklara sürükleyip kirleten temel neden de budur.

Bağımsızlık referandumu, sadece Kürdistan’ın güney parçası için değil; Kürdistan’ın bütün parçaları için bir irade belirleme sorundur. Bu sorun, kişiler, partiler sorunu değildir ve petrol parası için de yapılmıyor! Kuzey Kürdistan halkı Türkleşme değil, kendi doğal haklarını istiyor. Kürdistan genelinde süren bu sürece karşı konulamaz. Güney ve Rojava’da bağımsızlığa doğru giden süreç daha da hızlanırken, TC alanında kalan Kürtler buna kayıtsız kalamaz. Kürtler, milli bir şuurla Kürt kimliği etrafında birleşip, Referandum vesilesi ile tüm Kürdistan’da bağımsızlık iradesini güçlü bir şekilde ortaya çıkarmalıdır. Rojava ve TC alanında kalan Kuzey Kürt vilayetlerin de referandum sandıkları açılmalı, Kürtler demokratik haklarını kullanmaya çağrılmalıdır… Diyarbakır’dan Dersim’e, Van’dan Hakkari’ye kadar her alanda seçim sandıklar kurulursa, bu referandum dünya tarihine büyük bir zafer olarak geçecektir.

HANNA HEKİMYAN – ARYEN HABER


0 views