• www.bircabelek.com

12 EYLÜLE BİR GÜN KALA SİVEREKLİ MEHMET İŞKENCECİLERİNE HAKKINI HELAL EDİYOR


ŞÜKRÜ DOLAŞ - Sevgili Dostlar; bugün 12 Eylül, bu tarih gerek Türkiye tarihi açısından gerekse insanlık tarihine kara bir leke sürülmüş, insanlık haysiyeti ve onurunun ayaklar altına alındığı, insanların işkence tezgâhlarından geçirilmiş, kimisi hayatının baharındayken işkenceler sonucu yaşamını yitirmiş, kimisi de sakat kalmıştır. Bu tarihte yüzlerce genç kefensiz bilinmeyen toprağın altına gömülmüştür. Nerden bakılırsa bakılsın 12 Eylül tarihi sadece solcu düşünce sahibi insanları hedef almamış, bir bütün olarak düşünen sorgulayan, hesap soran bir kitleyi hedef alarak ülkenin tarihine kara bir leke olarak sürülmüştür. 12 Eylül faşist iktidar dönemi deyim yerindeyse Türkiye gençliğini tank paletleri arasında ezerek ve bir nesli yok ederek, anne ve babaların yüreğinde onarılması zor yaralar açıp acılar yaşatmıştır. Türkiye’nin her yerinde, köyünde, kasabasında, ilçesinde ve ilinde 12 Eylül faşist darbesinin acılarına maruz kalmış binlerce insan var., Bu insanlardan biri de çocukluk arkadaşım Demirci Mehmet’tir. Demirci Mehmet’in devrimcilikle hiçbir alakası yoktur. Mehmet’in Devrimcilikle ilgisi sadece Orakla Çekicin işçi sınıfını temsil ettiğinin bilincinin ötesine geçmez. Mehmet henüz 16 yaşında yüreğinde fırtınalar kopsa da o yüreğini Mahallesinde Kız Meslek Lisesine giden güzel bir kıza kaptırmış. Tüm hayali bir gün bu kızla hayatını birleştirmekmiş. Evde ki hesap çarşıya uymadı misali. Mehmet önce sevdiği kızı kayıp etmiş.Kız başka biriyle evlenip gidince,arkadaşım Mehmet’in dünyası kararmış. Mehmet bunalımlı bir dönemde yaşamaya devam etmiş.Onun yaşadığı özel acıları köşemde yazmak istemiyorum.Beni asıl ilgilendiren Mehmet’in haksız yere 12 Eylül döneminde yaşadığı işkenceler ve işkenceleriyle ünlü Diyarbakır Zindanında ki acılarıdır. Dün Mehmet’le bir parkta oturup çay içerken,okuduğumuz gazetelerde 12 Eylül ile ilgili Kültür ve Turizm Bakanını demeçlerini okuduk.’’Bakan 12 Eylül döneminde işkenceleriyle ünlü Diyarbakır ceza evinin utanç müzesi yapılacağını’’ söylemiş.Haberi okuyup Mehmet’e döndüm. Mehmet’in gözleri buğulandı. Önünde duran çayından bir yudum alarak,ağlamalı bir ses tonuyla konuşmaya başladı’’Kekom ben bana işkence eden o zavallı emir kullarına hakkımı ,helal ediyorum hakkımı helal etmediğim bir kişi varsa O da Kenan Evren’dir o şahısla ahirette hesaplaşmak üzere ben işkence defterimi kapattım’’Mehmet konuşmalara son verirken halen o günlerin etkisinde kaldığı belli oluyordu.Sonradan fark ettim ak düşmüş sakalarının bir kenarından bir damla göz yaşını görebiliyordum. Mehmet aslında çektiği işkencelere ve 7 yıl haksız yere hapis yattığına ağlamıyordu. Mehmet bir dönemin tamamının heder edildiğine ağlıyordu. Mehmet demirciydi devrimci olamamıştı.Onun hayali sevdiği liseliyle bir yuva kurup mesleğinde iyi bir usta olmasıydı.Bir gün Mahallelerinde sıkılan kurşunlar aslında iki insana sıkılmamıştı Mehmet’in hayallerine geleceğine sıkılmıştı. Mehmet alakası olmadığı halde bu olaydan dolayı aranmaya başlamış.Henüz annesinin bahçesinde bir gül iken bir sabah,kara bulutların dünyayı karattığı 12 eylül sabahı tank sesleri arasında annesinin bahçesinde gül iken koparılmış dalından.Günlerce,aylarca süren insanlık dışı işkencelere rağmen Mehmet Olaylarla ilgili bir ilgisinin olmadığını kimseye kabul ettirememiş.Korkunç işkencelere maruz kalmış.Okuma yazması yok,hiçbir örgütle alakası yok,onun tek devrimcilik bilgisi orak ve çekiç birde ağabeylerinin sohbetlerinde öğrendiği Deniz Gezmişlerin idamı. Mehmet; derdini anlatamamış.Tam 90 gün Urfa işkence hanelerinde görmediği işkence kalmamış.Sonra kendisini sorgusuz sualsiz meşhur Diyarbakır zindanına atmışlar.6 yıl sonra kendisini vurduğu iddia edilen adamlar gelmiş Mehmet bizi vurmamış demişler.Aradan 6 yıl geçmiş,Mehmet Diyarbakır zindanında yaşanan tüm vahşeti bire bir yaşamış. Mehmet; başını kaldırıp bana dönerek şöyle dedi’’Ben bakana katılmıyorum.Bize yapılan insanlık dışı vahşetini gelecek nesillerin öğrenmesini istemiyorum,bu vahşet müzesi insanlarımız arasında kin ve nefret tohumları yerleştirecek.Bu ülkenin gençlerinin artık ziyan olmasını istemiyorum.Madem bu topraklarda barış ve kardeşlik olacaksa bu utanç müzesinin olmasına hiç gerek yok.Dedim ya yeni bir dönem için ben nasıl işkencecilerime hakkımı helal ediyorsam,bin yıldır bu topraklar üzerinde kardeş yaşayan insanların ülkenin barışı için birbirlerine sarılıp haklarını birbirlerine helal etmesini istiyorum.’’Yani Kekom biz yandık işkencenin alevlerine bari çocuklarımız yanması.Aydınlık dolu bir Ülke için zaman yitirilmeden haklarımızı bir birimize helal edelim.Diyarbakır ceza evi utanç müzesi olacağına ,eğitim kurumu olmasını tercih ederdim.Dedim ya bu ülkenin insanı 30 yıldır kardeş kavgasında yandı.Biz yandık çocuklarımız yanmasın gelecek kuşaklara acıyı miras bırakmanın anlamı yok.gelin hep beraber sevinçleri güzellikleri yarınlara miras bırakalım’’ Mehmet’in düşünceleri güzel fakat gelecek kuşakların ve iktidarların aynı zulümün yapmaması için bir utanç müzesi olması gerekir diye düşünüyorum. Demirci Mehmet’lerin bir hiç uğruna yanmayacağı barış dolu günler dilerken bir kez daha 12 Eylül faşist iktidarını lanetliyorum. Saygılarımla

NOT: BU YAZI 2011 YILDA YAZILMIŞ...


0 views